...
gerçek bir düş -
kollarının arasındayım
zaman durmuş
ve sonsuzluk başlamış...
sil baştan başlamak gerek bazen hayatı sıfırlamak -
sil baştan sevmek gerek bazen her şeyi unutmak -
sanki bugün son günmüş gibi dolu dolu yaşamak istiyorum ben
her ne çıkarsa yoluma selam verip yürümek istiyorum ben
28.09.09
Bugün Konfüçyüs'un doğum günüymüş! Google söyledi -
doğum günlerine çok kıymet verdiğim için;
Konfüçyüs'un anısına -
Konfüşyüs der ki:
"Aşk, dört nala giden at gibidir, ne dizginden anlar, ne söz dinler. "
"Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanin boyu hizasındadır."
doğum günlerine çok kıymet verdiğim için;
Konfüçyüs'un anısına -
Konfüşyüs der ki:
"Aşk, dört nala giden at gibidir, ne dizginden anlar, ne söz dinler. "
"Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanin boyu hizasındadır."
27.09.09
tüm bedenimi kaplamış bir his - ve ben şimdi başbaşayız...
sen varsın, ben sana teslim -
bir gece- yaşanan onlarca şey ve sonunda ben yine sana aşık
yine sen bütün benliğime sahip...
sen varsın, ben sana teslim -
bir gece- yaşanan onlarca şey ve sonunda ben yine sana aşık
yine sen bütün benliğime sahip...
24.09.09
sabah 09:10 - hiç bu kadar erken saatte kelimelerle buluşmamıştım -
ama çok uzun zamandır dün gece uyuduğum gibi huzurlu da uyumamıştım -
o zaman bir süre daha, daha önce hiç olmamış bir sürü şey olacak :)
çünkü ben masallar diyarındayım...
ama çok uzun zamandır dün gece uyuduğum gibi huzurlu da uyumamıştım -
o zaman bir süre daha, daha önce hiç olmamış bir sürü şey olacak :)
çünkü ben masallar diyarındayım...
21.09.09
Bir fani değil
melek gibiydi yürüyüşü: Ve konuşması da
insan sesinden yüksek tınlardı.
Bir gök perisi, yaşayan bir güneşti gördüğüm...
Francesco Petrarca
melek gibiydi yürüyüşü: Ve konuşması da
insan sesinden yüksek tınlardı.
Bir gök perisi, yaşayan bir güneşti gördüğüm...
Francesco Petrarca
20.09.09
geçirilen bir trafik kazasının uzaktan hissedilmesi, ucuz atlatılan kaza ardından hissedilen...
- değer verdiklerimizi korumaktaki acizliğin sızısı -
- değer verdiklerimizi korumaktaki acizliğin sızısı -
18.09.09
bu sabah aklımdaki soru işaretlerini taşıyamadığımı farkettim -
gitttikçe çoğalmış, ağırlaşmış - içim bulandı, gözüm acıdı
yalnızlığım beni evden kovaladı
kalabalığın arasına karıştım, en kalabalık yerlerde dolaştım
soru işaretlerini birbir dağıttım...
bankların arkalarına sakladım, çöp tenekelerin altına, durakların camlarına astım
restoranların tuvaletlerine bırakıp kaçtım...
içime işleyen soru işaretlerini şehre sakladım
-bugün yüzün bulutların arasındaydı -
Audio Bullys - Face in a cloud
Each time I go to town,
I'll see your face in a cloud,
Oh and when I come back home,
I'll call your name out loud.
http://www.youtube.com/watch?v=vSfsi-NJPC8
gitttikçe çoğalmış, ağırlaşmış - içim bulandı, gözüm acıdı
yalnızlığım beni evden kovaladı
kalabalığın arasına karıştım, en kalabalık yerlerde dolaştım
soru işaretlerini birbir dağıttım...
bankların arkalarına sakladım, çöp tenekelerin altına, durakların camlarına astım
restoranların tuvaletlerine bırakıp kaçtım...
içime işleyen soru işaretlerini şehre sakladım
-bugün yüzün bulutların arasındaydı -
Audio Bullys - Face in a cloud
Each time I go to town,
I'll see your face in a cloud,
Oh and when I come back home,
I'll call your name out loud.
http://www.youtube.com/watch?v=vSfsi-NJPC8
13.09.09
yastığa başımı koymanın en keyifli yanı -
bütün gün "ne olursa" olsun, seninle zihnimde başbaşa kalıyor olmam...
senin hayalin ve ben
sen de bilsen... hissetsen
bütün gün "ne olursa" olsun, seninle zihnimde başbaşa kalıyor olmam...
senin hayalin ve ben
sen de bilsen... hissetsen
10.09.09
iki farklı dünya; biri yorucu, karanlık içinden çıkmak için çaba gerektiren -
diğeri her şeyden ve herkesden uzak dingin, huzurlu, kalp çarpıntısıyla dolu...
kollarının arasındayken ben senin dünyanda misafirken, diğer dünyayı unutup bulutların üstünde yürürüm, bulutlar ayaklarımı gıdıklar yüzümde devamlı bir gülümseme, havanın berraklığı yüzüme vurur, gözlerime içimin mutluluğunu ışık olarak yansıtır, sen çok beğenirsin...
şimdi içinde zor durduğum dünyaya, artık hiç de bilmediğim şekline giderken sen bana her şeyle başa çıkabilme gücü veriyorsun...
YÜKSEK'de bulutların üstünde, hiç görülmemiş güzellikde ki manzara karşısında kolların bana dolanmış...
Her seferinde daha ben olarak, her seferinde huzura bir adım daha yaklaşarak ve umarım her saniyesinde seni yanımda hissederek yeni hayata atılan çok da küçük ama sağlam adımlar...
09.09.09
İşte, eskiden benim içime her gün yağan yağmur kadar yağmur İstanbul'a yağdı...
Çoklarına birşey olmadı ama yağmur benim evime çamur getirdi - belki de beni almaya geldi ama ben o gün orada yoktum ki - kimsenin bilmediği bir yere kaçmıştım, içimdeki yağmuru dindiren, içime gökkuşağı açtıran bir yerdeydim -
Şehre yağmur yağdı, beni aradı - ama ben o gün orada kitap okumadım, koltukda uyuya kalmadım ki - ben o gün kendi masalımın içinde yaşıyordum.
Şehre yağan yağmur kızdı, benim evime çamur bıraktı... Onun evi artık orası -
yağmurun değil çamurun evi...
Ben yeni hayatımın adımını yeni evimden atacağım - üstelik yağmur yağarken korkmayıp ellerimi havaya kaldırmış yağmuru kucaklayıp dans ederken bile görebilirsiniz beni.
Öyle sıkı sarılacağım ki hayata, umuda - yağmurla bile dans edeceğim...
Bugün İZMİR kurtuldu ya -BEN DE
Çoklarına birşey olmadı ama yağmur benim evime çamur getirdi - belki de beni almaya geldi ama ben o gün orada yoktum ki - kimsenin bilmediği bir yere kaçmıştım, içimdeki yağmuru dindiren, içime gökkuşağı açtıran bir yerdeydim -
Şehre yağmur yağdı, beni aradı - ama ben o gün orada kitap okumadım, koltukda uyuya kalmadım ki - ben o gün kendi masalımın içinde yaşıyordum.
Şehre yağan yağmur kızdı, benim evime çamur bıraktı... Onun evi artık orası -
yağmurun değil çamurun evi...
Ben yeni hayatımın adımını yeni evimden atacağım - üstelik yağmur yağarken korkmayıp ellerimi havaya kaldırmış yağmuru kucaklayıp dans ederken bile görebilirsiniz beni.
Öyle sıkı sarılacağım ki hayata, umuda - yağmurla bile dans edeceğim...
Bugün İZMİR kurtuldu ya -BEN DE
06.09.09
İstanbul kanatlarımın altında...
İstiklal boyunca uzunca bir yürüyüş ardından dostlar yanı - Galata Kulesi'nin görkeminin altında yenilen keyifli yemek, lezzetli şarap -
Galata Kulesi'nin bakışları iki aşığın dertleşmesi. Salacak açıklarında hiçbir zaman kavuşamayacağı bir sevgilisi vardır Galata'nın. Kız Kulesi'ne sevdalıdır ama imkansız bir aşktır bu.
Şimdi aşık beni görünce, özlemimi anlatıp dertleşince anladık birbirimizi -
Hezarfen gibi Galata'dan ayaklarım kesilse, aşkımdan güç alsam, Hezarfen'den bir nefes, kanatlanıp uçsam - kavuşsam...
Kız Kulesi'ne aşık Galata, Galata'nın kucağında aşkını özleyen ben...
İstiklal boyunca uzunca bir yürüyüş ardından dostlar yanı - Galata Kulesi'nin görkeminin altında yenilen keyifli yemek, lezzetli şarap -
Galata Kulesi'nin bakışları iki aşığın dertleşmesi. Salacak açıklarında hiçbir zaman kavuşamayacağı bir sevgilisi vardır Galata'nın. Kız Kulesi'ne sevdalıdır ama imkansız bir aşktır bu.
Şimdi aşık beni görünce, özlemimi anlatıp dertleşince anladık birbirimizi -
Hezarfen gibi Galata'dan ayaklarım kesilse, aşkımdan güç alsam, Hezarfen'den bir nefes, kanatlanıp uçsam - kavuşsam...
Kız Kulesi'ne aşık Galata, Galata'nın kucağında aşkını özleyen ben...
03.09.09
içimi içimden görmek-
ege'yi üstüme örtmeye gidiyorum
sonunda ya üzerime gelen büyük dalgalarda boğulucam
ya da küçük küçük dalgalar bana ninni söyleyecek bilmiyorum
ama sen de diyorsun ya ege'nin kızıyım...
Ege'nin kızıydı...
ege'yi üstüme örtmeye gidiyorum
sonunda ya üzerime gelen büyük dalgalarda boğulucam
ya da küçük küçük dalgalar bana ninni söyleyecek bilmiyorum
ama sen de diyorsun ya ege'nin kızıyım...
Ege'nin kızıydı...
Saçları düze yakın dalgalıydı. Güven vermese de tek yönden geliyordu dalgalar.
Gözyaşları daha tuzlu, hırsı kıyıya vuran ama yükselmeyen sular gibiydi.
Teni arpa buğday değildi... Ege'nin kızıydı çünkü O.
Begonvillerdendi rengi...
Sabah güneş doğarken, akşam batarken başka tonlara bürünür, ama her daim güzel görünürdü.
Sevgisi Ege'nin bereketiydi sanki; değdiği anda yeşeriyordu her şey.
Zeytin gibiydi gözleri, ne yeşil ne siyah. Bakınca lezzetli, uzak kalınca acı acıydı...
...
...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)