01.07.10

bi lodos lazım şimdi bana 
bi kürek bi kayık,
zulada birkaç şişe yakut 
yer gök kırmızı
söverim gelmişine geçmişine 
ayıpsa ayıp
düşer üstüme akşamdan kalma 
sabah yıldızı 

29.06.10

karanlık bir yolda tek başıma yürüyorum
sağımda ve solumda tanıdık ve gülümseyen yüzler 
ışık tuttukları yoldan gitmemi istiyolar...
gitmek istediğim yol neresi bilmiyorum
kendi içimdeki ışığın yolu aydınlatmasını beklemek zor değil de
yorucu -

28.06.10

bir yastık - başımın altında yumuşacık 
aslında dahası sen sıcacık...



huzurlu uykuya dalıp
mutlu rüyalar görmemi sağlayan
sarılarak uyuduğum, kokusunu duyarak uyandığımsın

 
 

25.06.10

dört mevsimi yaşıyorum aynı anda...

24.06.10


Çintamani, efsaneye göre binlerce yıl önce, Tanrılar uzak bir yıldızdan bir taş getirdiler dünyamıza. Taş birleştirici güce sahipti, dünyanın yegane kurtarıcısıydı: çünkü bu taş 'sevgi'nin taşıydı; yürek biçimli, ortası parlak kristal.

Yürek, bembeyaz bir beste yürek, saf, temiz ve yoğun; sevgiyi tanımlıyor. Sevgi; hırsın, nefretin, kaygının, inançsızlığın, korkunun düşmanı.


Anjelika Akbar

23.06.10

Tatil yerindeyim ve iletişimden uzağım diye günlük tutmaya ara verilir mi?
Verilmez -
Ama ben hayata ara verdiğim için günlüğüme yazamıyorum ki...

17.06.10

                                                            ... i love gingy...

 

16.06.10


... Ben beni bilirim gel gör anlatamam
Gir bak içerde hem bahar hem güz ...

12.06.10

" Sabah kıpırtınla uyanmayı özledim..."

böyle bir cümleyle güne başlarsanız bu bütün gününüzü doldurur...

08.06.10

"kül ve bakır
Bütün gündoğuşlarında yitirilecek, bir daha hiç görülmeyecek bir sevgiliye ama tüm gerçek aşklar gibi tek başına sevilmiş bir sevgiliye, bütün gündoğuşlarında bakıp da söyledğim bu! Denizin efsanevi savruluşlarından, bitmemiş ve hiç bitmeyecek bir başka tekbaşınalık sevgiden oluşan bu güzel kente, en çok da puslu, büyülü sonbahar sabahları, güneş yavaş sessiz yükselip denize vurduğu zamanlar söylediğim, tılsımlı bir armağan gibi yıllar yılı yüreğimde taşıyıp da büyüsünü yitirmediğim sözcükler bunlar: Kül ve bakır.
Bu kentin öteki adı. Sonra denizin sesini, el oyması bir kayığın yavaşça suya indirilişini, çanları, bir demircinin ilk çekiç vuruşunu, zayıf yüzlü çocukları, ezanları, martı çığlıklarını, oyalı bir başörtüsünü, bir de camilerin akşamüstü gölgelerini bırakıyorum., bu masalla birlikte  sana bırakıyorum. Belki bir gün, bir düşgünü yeniden karşılaşırsak güzelliğin ve büyülü sözcüklerin için bir armağan olsun sana benden."

Kış İkindisinin Evinde

06.06.10

hüzün dolu yüreğimin mutluluğa erişini sessiz ve dingin dinlerken -
usul usul kendi kulağıma ne kadar mutlu ve huzurlu olduğumu fısıldarken -
ince bir çizgi bu kayarsam kara deliğe düşerim korkusundan uzaklaşmışken -
bir yaz yağmuru yağdı, esdi, gürledi...
bir anda her şeyin sonu olduğunu sandığım anı yaşadım
yağmurun en şiddetli yerinde çırılçıplak sokaktaydım
-savunmasız-
yağmurun şiddeti canımı acıtıcak kadar çoktu
ama yaz yağmuruydu geçiciydi
melekler yağmur bulutlarını üfleyerek uzaklaştırırken ben de gözlerimdeki yaşları silerek onları  izliyordum.
yaz yağmuru sonrası ılık hava derin bir dinginlik
vücudumun ve ruhumun hali aynı

sahip olduğum mutluluğa usulca sarılıp yatağa girdim 
saçlarım hala ıslak ama zamanla kuruyacak
sıcacık bir el saçımı seve seve uyuturken
gri yağmur bulutları da sevgimize inanıp bembeyaz bulutlar olup üstümüzü örtecekler...


03.06.10

kelimelerle dans etmek hep çok güzel...

 - işte her şey bu kadar - 

01.06.10

İzmir'de cennet şekerine dönüşür rakı -