İstanbul ve yalnızlık
ne kadar çok birbirine yakışan iki kelime-
yarım kalanlar - umutsuzluklar- hayal kırıklığı
bu şehrin insanlarının yüzünde
şimdi İstanbul'da hatıralarda
ve en çok da benim yüzümde....
22.09.10
yok aslında dünyayı sorgulamak değil yaptığım
olanı olduğu gibi kabul etmek -
ama neyi kabul ettiğimi bilmeye çalışıyorum...
kimseyle ve hiçbirşeyle derdim yok benim
sadece ben nerdeyim onu bulmak istiyorum
şimdi olay sadece sorunun cevabını - kendi kendime - sormak değil
seni de sorunun içine kattım
ama sen zaten sorunun ortasında oturuyorken
nasıl cevaplarsın ki...
- hadi şimdi sorgulamayı bırakalım
olduğumuz yeri bulalım
sonra da birbirimizi...
olanı olduğu gibi kabul etmek -
ama neyi kabul ettiğimi bilmeye çalışıyorum...
kimseyle ve hiçbirşeyle derdim yok benim
sadece ben nerdeyim onu bulmak istiyorum
şimdi olay sadece sorunun cevabını - kendi kendime - sormak değil
seni de sorunun içine kattım
ama sen zaten sorunun ortasında oturuyorken
nasıl cevaplarsın ki...
- hadi şimdi sorgulamayı bırakalım
olduğumuz yeri bulalım
sonra da birbirimizi...
19.09.10
koca bir geçmiş... kırılmış umutlar... yarım kalan beklentiler... her şeye rağmen geleceğe dair içtenlikle söylenmiş temenni cümleleri... bir "ev"...
- bir odaya sığar mı? -
eşyalarımın hepsi artık benimle ve ben tamamen odama yerleştim -
geçmişimin kırıntılarını serptim -
gelecek hayallerimi duvarlara astım -
yaşanmış güzel anılarla süsledim -
hayatıma giren -yeni-liklerin huzuruna sarılıp uyuyorum...
- bir odaya sığar mı? -
eşyalarımın hepsi artık benimle ve ben tamamen odama yerleştim - geçmişimin kırıntılarını serptim -
gelecek hayallerimi duvarlara astım -
yaşanmış güzel anılarla süsledim -
hayatıma giren -yeni-liklerin huzuruna sarılıp uyuyorum...
14.09.10
kocaman bir kurabiyeyi yavaş yavaş yemek gibi seni tanımak -
her lokma çok lezzetli...
bir sonrakinin daha da lezzetli olacağının habercisi
- bu gece bir ısırık aldım ve kurabiyemi sakladım -
ağzımda kalan lezzetli tat ile bekliyorum
bi sonraki ısırığın zamanını...
her lokma çok lezzetli...
bir sonrakinin daha da lezzetli olacağının habercisi
- bu gece bir ısırık aldım ve kurabiyemi sakladım -
ağzımda kalan lezzetli tat ile bekliyorum
bi sonraki ısırığın zamanını...
12.09.10
dışarıdaki gürültülü, renkli, kalabalık dünyadan
huzura kaçmak...
beyaz bir kapı ve ardında huzurlu dünyam -
kısık ışıklar, küçük bir sığınak ve hepsi ardından
senin kokun -
bambaşka bir dünya - sihirli -
huzur ve mutluluk diyarı...
öylece öperek, severek uyutup -
kalabalık dünyandan seni kaçırmak
kucağımda uyurken seni seyretmek -
kimse bilmeden saklandığımız ve ikimizin de huzuru yaşadığı o yer
büyünün bozulmaması için ettiğim dualar
böylece kalsın hiç bozulmasın
... life never felt that before... I just exactly where I wanna be...
huzura kaçmak...
beyaz bir kapı ve ardında huzurlu dünyam -
kısık ışıklar, küçük bir sığınak ve hepsi ardından
senin kokun -
bambaşka bir dünya - sihirli -
huzur ve mutluluk diyarı...
öylece öperek, severek uyutup -
kalabalık dünyandan seni kaçırmak
kucağımda uyurken seni seyretmek -
kimse bilmeden saklandığımız ve ikimizin de huzuru yaşadığı o yer
büyünün bozulmaması için ettiğim dualar
böylece kalsın hiç bozulmasın
... life never felt that before... I just exactly where I wanna be...
06.09.10
bir insan hayatınızın merkeziyken
siz birken - bir anda -
en uzağınıza düşebiliyor ya
işte ben o an dünyaya sövüyorum
yeni hayatsa - yeni hayat
o mutlu olursa
ben de mutlu olurum
boğazımda ki düğüm
sırf bundan
bizim hikayemiz mutlu sonla biltmedi... hikayenin son satırında duruyorum - kucağımda anılar, hepsini kapının eşiğine bırakıp kaçıyorum...
siz birken - bir anda -
en uzağınıza düşebiliyor ya
işte ben o an dünyaya sövüyorum
yeni hayatsa - yeni hayat
o mutlu olursa
ben de mutlu olurum
boğazımda ki düğüm
sırf bundan
bizim hikayemiz mutlu sonla biltmedi... hikayenin son satırında duruyorum - kucağımda anılar, hepsini kapının eşiğine bırakıp kaçıyorum...
05.09.10
... dışarıdan bakılığında evde derin sessizlik
ama aslında eşyalar çığlık atıyor -
her biri bir ağızdan kendi hikayesini anlatıyor...
mutluluk anlarını unutmak ve unutturmak istemiyor.
duymamazlıktan gelmeye çalışırken ağızlarını bantlayıp
paketliyorum, çabuk çabuk - hızlı hızlı -
anı hatırlatmak değil mi dertleri eşyaların
atıveriyor önünüze 12 sene öncesinden bir anıyı
en acısını - en dolusunu- çocukluk saflığını - ilk aşkın heyecanını -
bilinçaltına kaçmış hikayenin en güzel ayrıntısını
o anda kendimi toparlamak değil istediğim
eşyaların çığlıklarına inat
bağıra bağıra yaşamak - haykırmak
ama aslında eşyalar çığlık atıyor -
her biri bir ağızdan kendi hikayesini anlatıyor...
mutluluk anlarını unutmak ve unutturmak istemiyor.
duymamazlıktan gelmeye çalışırken ağızlarını bantlayıp
paketliyorum, çabuk çabuk - hızlı hızlı -
anı hatırlatmak değil mi dertleri eşyaların
atıveriyor önünüze 12 sene öncesinden bir anıyı
en acısını - en dolusunu- çocukluk saflığını - ilk aşkın heyecanını -
bilinçaltına kaçmış hikayenin en güzel ayrıntısını
o anda kendimi toparlamak değil istediğim
eşyaların çığlıklarına inat
bağıra bağıra yaşamak - haykırmak
03.09.10
... ilk defa bir başkasının yazdığı şeyi, yayımlıyorum...
Çünkü iyisiyle ve kötüsüyle, -beni -bilen ve tanıyan birinin yazdığı bu yazıyla - barışıyorum -
Birisiyle "biz" olacağım güne kadar
Ben "ben"i yaşıyorum ya artık bu yazı da ondan...
Biz olmadan ben olabilmeyi başarmam için bir adım daha -
Ariadne
Ege'nin kızıydı...
Saçları düze yakın dalgalıydı. Güven vermese de tek yönden geliyordu dalgalar.
Gözyaşları daha tuzlu, hırsı kıyıya vuran ama yükselmeyen sular gibiydi.
Teni arpa buğday değildi... Ege'nin kızıydı çünkü O.
Begonvillerdendi rengi...
Sabah güneş doğarken, akşam batarken başka tonlara bürünür, ama her daim güzel görünürdü.
Sevgisi Ege'nin bereketiydi sanki; değdiği anda yeşeriyordu her şey.
Zeytin gibiydi gözleri, ne yeşil ne siyah. Bakınca lezzetli, uzak kalınca acı acıydı...
Dağlar gibiydi ruhu...
Ulaşmak için çok çaba göstermek gerekiyordu. Sağlam basmazsan ruhundan düşmek, gözlerinden yuvarlanmak işten değildi.
Hep orada zannederdin... Ama mehtapta farklı, alacakaranlıkta farklı yerlerden akıntıyla alır, bilmediğin yerlere götürür bırakırdı.
Götürdüğü yer bazen tatlı bir rüya, bazen kabus olurdu.
Ege'nin kızıydı o. Gerçek masallar anlatır, uykuya yatırır, tatlı rüyaların ardından korkunç kabuslara salardı.
Yine de korumak uzaktan da olsa dikkat etmek gerekirdi. Çünkü Ege'nin kızıydı, her şeye sahip oldu ama kendisine asla...
by ........
Çünkü iyisiyle ve kötüsüyle, -beni -bilen ve tanıyan birinin yazdığı bu yazıyla - barışıyorum -
Birisiyle "biz" olacağım güne kadar
Ben "ben"i yaşıyorum ya artık bu yazı da ondan...
Biz olmadan ben olabilmeyi başarmam için bir adım daha -
Ariadne
Ege'nin kızıydı...
Saçları düze yakın dalgalıydı. Güven vermese de tek yönden geliyordu dalgalar.
Gözyaşları daha tuzlu, hırsı kıyıya vuran ama yükselmeyen sular gibiydi.
Teni arpa buğday değildi... Ege'nin kızıydı çünkü O.
Begonvillerdendi rengi...
Sabah güneş doğarken, akşam batarken başka tonlara bürünür, ama her daim güzel görünürdü.
Sevgisi Ege'nin bereketiydi sanki; değdiği anda yeşeriyordu her şey.
Zeytin gibiydi gözleri, ne yeşil ne siyah. Bakınca lezzetli, uzak kalınca acı acıydı...
Dağlar gibiydi ruhu...
Ulaşmak için çok çaba göstermek gerekiyordu. Sağlam basmazsan ruhundan düşmek, gözlerinden yuvarlanmak işten değildi.
Hep orada zannederdin... Ama mehtapta farklı, alacakaranlıkta farklı yerlerden akıntıyla alır, bilmediğin yerlere götürür bırakırdı.
Götürdüğü yer bazen tatlı bir rüya, bazen kabus olurdu.
Ege'nin kızıydı o. Gerçek masallar anlatır, uykuya yatırır, tatlı rüyaların ardından korkunç kabuslara salardı.
Yine de korumak uzaktan da olsa dikkat etmek gerekirdi. Çünkü Ege'nin kızıydı, her şeye sahip oldu ama kendisine asla...
by ........
02.09.10
...Tüm gereksiz arızalar gitti gideli
Günün en güzeli sen güzeliz iki deli ...
... Sana bir arıza lazım bu gecelik
Yüz yüze bakışalım hangimiz platonik...
http://fizy.com/#s/1klrop
Günün en güzeli sen güzeliz iki deli ...
... Sana bir arıza lazım bu gecelik
Yüz yüze bakışalım hangimiz platonik...
http://fizy.com/#s/1klrop
01.09.10
Eylül ayının ilk uykusunu öyle huzurlu ve öyle mutlu uyudum ki -
-o an- nın tadına doyasıya vararak -
deniz kokusu sardı içimi
sonra gün öyle güzel doğdu
İzmir yağmurla karşıladı sonbaharı
içim yıkandı - ruhum tazelendi -
böyle başladım sonbahara ...
yeni aya ...
-o an- nın tadına doyasıya vararak -
deniz kokusu sardı içimi
sonra gün öyle güzel doğdu
İzmir yağmurla karşıladı sonbaharı
içim yıkandı - ruhum tazelendi -
böyle başladım sonbahara ...
yeni aya ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


