... ilk defa bir başkasının yazdığı şeyi, yayımlıyorum...
Çünkü iyisiyle ve kötüsüyle, -beni -bilen ve tanıyan birinin yazdığı bu yazıyla - barışıyorum -
Birisiyle "biz" olacağım güne kadar
Ben "ben"i yaşıyorum ya artık bu yazı da ondan...
Biz olmadan ben olabilmeyi başarmam için bir adım daha -
Ariadne
Ege'nin kızıydı...
Saçları düze yakın dalgalıydı. Güven vermese de tek yönden geliyordu dalgalar.
Gözyaşları daha tuzlu, hırsı kıyıya vuran ama yükselmeyen sular gibiydi.
Teni arpa buğday değildi... Ege'nin kızıydı çünkü O.
Begonvillerdendi rengi...
Sabah güneş doğarken, akşam batarken başka tonlara bürünür, ama her daim güzel görünürdü.
Sevgisi Ege'nin bereketiydi sanki; değdiği anda yeşeriyordu her şey.
Zeytin gibiydi gözleri, ne yeşil ne siyah. Bakınca lezzetli, uzak kalınca acı acıydı...
Dağlar gibiydi ruhu...
Ulaşmak için çok çaba göstermek gerekiyordu. Sağlam basmazsan ruhundan düşmek, gözlerinden yuvarlanmak işten değildi.
Hep orada zannederdin... Ama mehtapta farklı, alacakaranlıkta farklı yerlerden akıntıyla alır, bilmediğin yerlere götürür bırakırdı.
Götürdüğü yer bazen tatlı bir rüya, bazen kabus olurdu.
Ege'nin kızıydı o. Gerçek masallar anlatır, uykuya yatırır, tatlı rüyaların ardından korkunç kabuslara salardı.
Yine de korumak uzaktan da olsa dikkat etmek gerekirdi. Çünkü Ege'nin kızıydı, her şeye sahip oldu ama kendisine asla...
by ........