29.04.09

...
bütün bu ruhsuzluğu içinden çekip çıkarsam,
çok güzel bir insansın...
bedensel haz isteğinin bu kadar yoğun olmasının ardında yatan derin boşluk ve sevgi açlığı ördüğün duvarların arkasına saklanmış...
o duvarı aşıp gerçek sana -ruhuna- ulaşmak çok zor ama çok da değerli
Umarım bir gün ruhunu özgür bırakırsın
hayatına girdiğim gibi çıkarken -arka kapıdan-
senin için tüm benliğimle dilediğim tek şey bu...

28.04.09

biz kalabalığın içindeyken- bakışlarımız özgürdür-
onlar anlatır hissedilenleri, konuşmalar sade...

biz yanyanayken -ufak, kaçamak dokunuşlar huzurdur-
içlerimize sıcaklık akıtan...

biz yazışırken - ruhlarımız bir bütündür-
en içten duygularımız açığa çıkar, dans eder kelimelerimizde
tüm saf halleriyle...


ve sen... ve ben...

senin bilinmezliğe gidişlerin
benim çocukça dualarımdı
senin mutluluk için çırpınışların
benim sessizce yakarışlarımdı
senin mutlulukların
senin yakınlığın benim bir o kadar uzaklığım
senin uzaktan gülüşlerin
benim ölüme yakın oluşumdu

erd.t.

27.04.09

"güzelyalı'dan bir okaliptüs
bir palmiyeye vurulmuş karşıyaka'dan,
gelgelelim arada koskoca deniz.
ah palmiye ah okaliptüs."

24.04.09

gitmelerin - gelmelerin

her gidişinde içimden birşeyleri de yanına aldın... Her gidişin beni biraz eksiltti ama senin yanında bir parçam vardı... Bu yüzdendi ben seni bilirdim, beni bilirdin-
her gelişinde pembelenirim, gülüşüm içten, ruhum taze olurdu- senin gidişlerin, gelişlerin; benim fırtınalarım, sakinliklerim...
senin gitmelerin, gelmelerin - benim karmakarışıklığım, sonsuz düz çizgim - kaç satıra sığar- içim coşar, kendimle kavga eder, başı sonu belli olmayan biri olurum.
Sensizlik gelir önce sonra sensizliğin seni getireceği gün...



Nasıl unuturum? Yalpayarak çıktı gitti.

Eğri bir acı konmuştu ağzına,

Korkuluklara değmeden merdiveni indim.

Ardından koştum avlu kapısına

Soluk soluğa bağırdım: “ Şaka tüm bu olanlar...

Gidersen beni öldürürsün!”

Güldü; tüyler ürperten bir rahatlıkla,dedi ki

“ Rüzgarda durma, üşürsün.”


Anna Ahmatova



21.04.09

"zaman, bize verilmeyen, sahip olamadığımız olanak
olarak, düşmanımızdır bizim: bizim olabilseydi
en iyi dostumuz olabilecek; ama , bizim olmayan
olarak, olanaklarımıza en büyük engeli yaratan,
en büyük düşmanımız...

Zamandır en büyük düşmanımız-
biz istemeden yürüyüp giden; biz istemediğimizde de,
bir türlü istediğimiz noktada durmayan
- zaman, bizi bırakıp gider terkeder
-- zaman, bizi, öldürür..."

O. Aruoba - yürüme

20.04.09

bana en içten haliyle içini açtı, içinden içini gördüm...
bunu hissetmek, yaşamak bana içini dökmesi-
anlattıkça rahatladı, bana yaklaştı, ben dinledikçe onu hissettim
anlamaktan öte yaşadım- bir olduk- tüm içtenliklerin ötesinde bir ruhsal bütünleşmeydi yaşadığımız...
şimdi onun hayatında, onun benim hayatımda silinemeycek izler bırakarak yürüyoruz...
bu iki insanın birbirine yakınlaşmasının en zor ama en güzel ve en kalıcı şekli...
şimdi bu- iki insanın kötülüklerden arınmış olarak tüm kalplerini birbirlerine açmasıysa bunu hayat boyu koruyabilmeyi dilerim...
şimdi onun karşısında çok sevdiği birine benzeyerek durmak-
sorumluluk, güven, huzur, onur

bunu hissetmek çok güzel, hissettirebilmek ilahi

ruhun harmoni ile dansı...
gerçek özgürlüğe giden yolda beraber atılan adımlar...

"ama kederi kaderin ellerine bırakmayı tercih ettim" erd.t.

18.04.09

bütün evi havalandırdım, baharın kokusu eve sinsin istedim -
eve ve içime - imbata gönül vermiş biri olarak hala bahar gelince imbat kokusu arıyorum bu uzak şehirde... Kış çetin geçti derler - kış benim için çetin geçmekten öte bende çetin izler bıraktı- derin sıyrıklar, kıymık saplanmaları- görünürde küçük ama içe işleyen acılar-
O yüzden bahara daha çok sarıldım kendimi havalandırdım- bedenimi güneşe yatırıp, ruhumu evin bir penceresinden girip ötekinden çıkan rüzgara bıraktım...

bu bahar sen geldin,
hayatını, sevdiklerini, müziğini, vaktini paylaştın
benimle paylaşman bile yeterdi ama sen
beni anladın...

Görüyorduk... güneşin batışını izlemeye gittiğimiz yerde iki hayat vardı; biri gerçek ötekisi hayal - Ben hayalin içine koşmak istiyordum, sen saçlarımdan tutup okşayarak gerçeği görelim diyordun ama göz göze gelince sende biliyordun ikimiz içindebüyük insan hayal olan güzel...
... ve sonra -sen fotoğraf çekmeye başlıyordun, içinde gerçek dünyada hayali yaşayan iki insan,
....ve sonra- ben hikayeyi anlatıyordum kimsenin görmediği, bilmediği iki insanın hikayesini, gerçek dünyada hayal içinde yaşayan iki insanın...


"...söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı

Böyle kaldırıp atardık ya sevdayı..."
büyük insan

gecenin sonunda bize eşlik eder...

15.04.09

yüzümdeki kocaman gülümseme bunun simgesiyse
sen bana iyi geliyosun...

ağrıyla güne uyanmak, yataktan çıkmak istemek ama bedenin buna izin vermemesi... bedene mahkumsun canın acıyor mecburen geri yatacaksın... Biraz daha dinlence ama güne bir yerlerden başlamalı, ucundan tutuyorum işgününü, bilgisayarın karşısındayım, acı hala içimde...
Yatağın, yastıkların arasında sıcak su torbaları bilgisayarım ve ben...
günümü paylaşmanı bekliyorum - bekliyorum dayanamayıp müdahale ediyorum...
sonunda acımı, yastığımı, bilgisayarımı ve sıcak su torbalarımı paylaşıyorum seninle...
sen bana iyi geliyosun

yavaşça sıcak su torbalarına ihtiyacım kalmıyor yataktan düşüyorlar, acımı unutmuşum yastıklara ise keyifle sarılıyorum çünkü bilgisayarımın ekranındasın... konuşmaya başlıyoruz...

- bir sürü yabancının olduğu bir yerde birbirimize daha yakın hissediyoruz - "keane" bize şarkı söylüyor "everybody's changing"
- "bulmak için aramamak gerekir diyosun"- her sözünde sana daha yakın, her kelimen ile seni biraz daha tanıyarak "bertuğ cemil"e eşlik ediyorum-
Yağmur, yağmur, yağmur geri verecek buharlaşan sevgimizi...


Bütün gün evdeyim havanın nasıl olduğunu bilmiyorum ama sana soruyorum senin hissettiğin havayı merak ediyorum... kendi pencerelerimizden gördüklerimizi merak ediyoruz, sıkılmadan, bıkmadan anlatıyoruz dünyayı nasıl gördüğümüzü - sonra bir bakıyoruz pencerelerimizin rengi birbirine benziyor ben pembe diyorum sen mor...

bilgisayardan uzaklaşacaksın ama giderken bana "six pence none the richer" bırakıyosun yokluğunda dinliyorum -
Oh, kiss me beneath the milky twilight
, lead me out on the moonlit floor. Lift your open hand strike up the band and make the fireflies dance, silver moon's sparkling... so kiss me -

Sonra ben senin için hazırladığım şarkıyı gönderiyoum "Damien Rice"
I can't take my eyes off you, I can't take my eyes... And so it is, just like you said it should be, we'll both forget the breeze most of the time...
muhabbetimize, birbirimizi tanımamıza eşlik eden şarkılardan biri de böylece kulaklarımıza fısıldanıyor. Sonra sen serseri oluyosun ben hâlâ deli...

farklı bakış açıları bizi birbirimize yaklaştırıyor, her şeyi olduğu gibi saklamadan söyledikçe şeffaflaşıyoruz birbirimize karşı, aynı anda dinlenmeye çalışılan şarkılarda yaban mersini tadı arıyoruz...

şimdi sorgulamaya kalksak bir sürü soru, kurcalamaya kalksak elimizdeki güzelliklere zarar veriririz o yüzden böylece kalsın diyoruz
fonda "melody of you" çalsın...
ve sen dersin "istekler zamana ruh bedene köle"


- canının yanmasına sebep hasta ve halsiz oluşun muydu peki? yoksa CAN'ın mı acıyordu?

- CAN'nımın acığı çok oluyo ama bu sabah ki can ağrısıydı, genel düşününce ama seni yine 'geren' bir cümle olsun istemem ama sen bana iyi geliyosun
- yüksek gerilim hattı gibisin
bana kaldıracağımdan fazla sorumluluk bilinci yükleme sorumluluk degil bak sorumluluk bilinci :)

-öle olsun hiç istemem zaten öle olursa rahat olamazsın
sen hem bil hem bilme, böle olduğun gibi ol yeter

- kötü geldigim bir gün olur...senden çok benim canım acır

-tamam oldugum gibi kalacağım serefim ve namusum hatta fotograf makinem üzerine yemin ediyorum .)

- :) canımsın...


- biri canın çıksın dedi mi ne olacak??!!
:...(

13.04.09

şimdi hayalledik...

gün batımı - gün batımının en güzel seyredildiği yer - smyrna
güneşin denize batmasını izleyerek büyüdüğüm yerde- sen bir fotoğraf çekeceksin...
içinde ben olacağım ama kimse bilmeyecek, sadece sen bileceksin sadece ben bileceğim
meraklı gözlerin farkedebilmesi için gölgem gözükecek belli belirsiz -
içinde kuşku olacak, dinginlik, heyecan, kaçış olacak -
en çok da senin gözünden bakmak olacak, dünyaya...

10.04.09

hâlâ her sabah gözlerim beni bıraktığın yere takılıyor -
sanki bir gün olacak, gelecek orada beni bekleyeceksin...
yüzündeki gülümsemeyi, gözlerinin buğusunu görünce içim ve bedenim sana uçacak-
yarım yamalak tuttuğun elimi sana uzatıcam ve beni alıp götürmene izin vericem -
aklımdaki bütün soruları unutarak sorgusuz, sualsiz, kaygısız kendimi sana teslim edicem...
sonrası...

...eğreltilemeler tehlikelidir. Aşk bir eğreltileme ile başlar.
Yani bu şu demektir ki, aşk bir kadının, dilindeki ilk sözcükle şiirsel belleğimize girmesiyle başlar.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği - M. Kundera

08.04.09

Truman Show-

Filmlerde kahramanın ruh halini daha iyi anlamamızı sağlamak için çalınan müzikler vardır ya günlük hayatın sıradan işlerini yaparken, ruh halimizi yansıtan ve sadece bizim duyabileceğimiz bir fon müziği çalıyor olsa benim fon müziğimde bugünlerde kesinlikle bu şarkı çalardı...

sun and rain - tenfold loadstar

Head on the floor and only one dream´s broken.
Fall asleep remember what she told me.
Lean on my wall tell me how it should be
till it´s crashed, but only one dream's broken

Head on the floor and only one dream´s broken.
Fall asleep remember what she told me.
Lean on my wall tell me how it should be
till it crashed, but only one dream´s broken
But only one dream´s broken.

Summer and it´s raining...

Nobodys fool staring out of my window.
Bloody anouncement that´s the way it should be.
Taint the fox and now you let him run
Till it´s crashed, but only one dreams broken

Summer and it´s raining...

Under my bridge no sun no rain
Under my bridge I´m save.

Lean on my wall try to stop this shaking you got side.
It´s summer and it´s raining.
I try to turn on every word you said till it crashed.
But only one dreams broken.
But only one dreams broken.

Summer and it´s raining...
Sun and rain...

http://www.youtube.com/watch?v=IQgHo3WKY3w



bugün bir arkadaşım bana -
"başak ikizlerin balans ayarcısı
ikizler başak'ın pas sökücüsüdür derim hep" dedi
hayatıma giren "başak"ları düşününce bu sözün önünde eğiliyorum...


birine teşekkür: çok uzun zaman sonra bilgisayar ekranına tekrar gülümseyerek bakmamı sağladığı için...

05.04.09


"... küçük raslantı kuşları bir kez daha konmuştu omuzlarına ...
... önemli olan onun kendi yaşamında bıraktığı altın ayak iziydi, hiç kimsenin silemeyeceği sihirli ayak izi - - ansızın gelen bir mutluluk, bir tanınmamışlık duygusu, özgürlükten yeni bir yaşamdan kaynaklanan sevinç... "

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği - M. Kundera

tanımadan yakın hissetmek...
Seni hiç tanımıyorum ama sana karşı garip bir yakınlık hissediyorum. Sanki konuşulacak şeylerimiz var, paylaşacağımız kelimeler, hayatı aynı renkte görmenin heyecanı, birbirinden çok uzak mesafelerde aynı şeyleri hissetmenin şaşkınlığı...
Bir kere rastladığınız tanımadığınız birine yakınlık hissetmek. Değişik, karışık ve çapraşık bir duygu.
- tanışılmamışa duyulan yakınlık -
birini tanımadan hissedilen yakınlık...

tanışınca???

senden habersiz ama senin bir parçanı taşıyan birkaç mısrayı - ki o mısraları bende çok seviyorum - şimdi buraya senden bahsettiğimin anlaşılması için koyuyorum,
ben anlayayım, sen anla yeter...

Başka türlü bir şey benim istediğim...
Ne ağaca benzer, ne de buluta...
Burası gibi değil gideceğim memleket...
Denizi ayrı deniz...
Havası ayrı hava...

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere...
Yaşadığından uzun...

Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere...
Ağacın yüksekliğince...
Dalın yüksekliğince rüzgarda...
Ve bir yeni ömür...
Vardığın çimen yeşilliğince...

Nerde gördüklerim...
Nerde o beklediğim...
Rengi başka...
Tadı başka...

A. Behramoğlu

01.04.09

hâlâ avuçlarına girip hayattan kaçacak kadar küçükmüyüm???