01.03.09

Son 50 dakika itibariyle bugün Mart ayına girmiş bulunuyoruz. Bu yaza bir sıçrayış daha yakın olduğumuz anlamına geliyor. Yaz gelince her şey çok güzel olacak? İçimde birşey bunu söylüyor ama gerçekten de buna inanıyormuyum bilmiyorum. Herkes havalar ısınınca benim de keyfimin ve moralimin yerine geleceğini söylüyor. Gerçekten içimdeki huzursuzluğun ve huysuzluğun sebebi bu olabilir mi? Havaların soğuk olması... Ne kadar da havadan sudan bir durum dimi...
Umursamazlığın en yoğun kullanıldığı durum neyse şimdi tam da onu yaşıyorum. Olan ve olacak hiçbirşeyi umursamıyorum ya da umursamıyormuş gibi davranıyorum. İçimde bana acı veren şeyler böylelikle geçer mi yoksa ileride daha mı kötü canımı acıtır bunu bilemiyorum. Böyle bir yöntemi onca yaşadığım yıllardır ilk defa deniyorum.
Umursamaz biri olarak! umuyorum ki "mutluluk" gelip beni bulacak ve kucaklayacak...

26.02.09

Bu şehirde her şey tüketilene kadar yaşanıyor.
İyice ıslanana kadar yağmur yağıyor, yolda olmaktan bıkmadan yol bitmiyor, kalabalık olduğunu iyice farkedebilmen için insanlar üzerine geliyor, hava üşümekten canını acıtacak kadar soğuyor, şehir sevdiğin her şeyi elde etmeni zorlaştırıyor, sabrını tüketiyor, insanları saflığını tüketiyor, her taraftan gelen saldırılara karşı koymaktan yoruluyorsun, mutluluğun tükeniyor
-sadece sen içimde tükenmiyosun, öylece kalakaldın...

Yaşanılan her şeyle beraber seni de tüketsem, her şey seni hatırlatmasa, öylece sebepsiz gidişini sorgulamayı bıraksam, tükenen yaşamın içinde bende tükensem...
Bütün olanlara çok geçmişte kalmış gibi bakabilsem, zaman bu kez bana yardım etse çabucak geçse, güneş çokça gösterse yüzünü, etrafımda dostlar eksik olmasa, seni düşünmesem, düşünemesem...

Seninle birgün bir yerde karşılaşmak ne güzel olurdu, seninle hiçbirgün hiçbiryerde karşılaşmasak ne güzel olurdu!!!

çığlıklar atarak söylediğim şarkı olsan ama kimse duymasa...

25.02.09

BİTTİ...

İçimde bir yerlerde kalacakmısın?

Şimdi bütün bu olanlardan veya olmayanlardan sonra
hala içimdeki sana zarar vermemeye çalışıyorum...

sen güzeldin-ben dinledim, sen huzurdun-ben sorgulamadım, sen dokundun-ben hissettim, sen baktın-ben içini gördüm, sen derindin-ben kıyılarında dolaştım, sen yorgundun-ben dingin, sen deliydin-ben hayran, sen gitmek istedin-ben duymadım, sen söylemedin-ben anladım...

sen varmıydın???

bizim hikayemizin sonu böyle BİTTİ...

24.02.09

Kendimle başbaşa kalmayı öğrenmeliyim artık. Eninde sonunda olan bu sonuçta.
Yakın zaman önce izlediğim bir filmde -şimdilerde çok popüler film- bir ay yaşanılan bir aşkın ardından çekilen acıyı küçümsemiştim- o zaman benim şimdi içimi acıtan ne???


Are you really here or am I dreaming
I can't tell dreams from truth
For it's been so long since I have seen you
I can hardly remember your face anymore
When I get really lonely and the distance causes only silence
I think of you smiling with pride in your eyes a lover that sighs
Marketa Iglova & Glen Hansard - If You Want Me


Sen benden yavaş yavaş uzaklaşırken ben senden koşarak kaçıyordum!

Her şeye çok hazırlıklıyım... Herhangi bir şeye hazırlanmadan sadece seni yaşamak istedim. İçimden geldiği gibi, içimizden geldiği gibi karşılık beklemeden birbirimizden başka hiçbirşey istemeden. Çok sormadan, sıkmadan ama çok da içten, sıcacık. Hayatımda olmanı istedim sadece sen olduğun için seni istedim...

Günlerdir hayatımdan yavaş yavaş çıktığını hissediyorum sadece bir his ama şimdi daha güçlü...

Sevdiğim ilk, tek ve son serseri...

Gideceksen!!!! İçimdeki sana zarar vermeden git...

22.02.09

Bir adım geri mi atmak? Durmaksızın ileriye mi koşmak?
Belki de hiç düşünmeden yaşamak...

Tek çabam içimdeki sana zarar vermemek için...
Seni görünce yüzümde oluşan sebepsiz gülümseme gibi -sebepsiz-

"Hep iyi ol mutlu ol isterken, seni içinde kemiren şey ben miyim?"

16.02.09

Zaman geçti ve bazı şeyler tükendi...

Bazen bir insanı sadece o insan olduğu için seversiniz. Karşılık beklemeden ondan birşey istemeden. Tek istediğiniz hayatında olmak, varlığını hissetmek ve hep onun yanında olacağınızı hissettirmektir.
Ama bu bile bazen yetmez. Birisini böylesine severken, içinizdeki sevgiye zarar vermeye başlar. Onu istemez. Siz nasıl nedensiz sevdiyseniz bunun nedenini de sorgulamazsınız. Sadece sevmişsinizdir, sıcaklık istemişsinizdir. Sadece...


...Hayatımın renklerine ne oldu???

12.02.09

bir şehri özlemek ve kavuşmak...
Ayağını toprağına basıp, kokusunu içime çekince, yüzümde meltemini hissedince ait olduğun yerde olduğunu anlamak.
Saatlerce sokaklarını dolaşmak, ayrıyken yaptıklarımızı birbirmizin kulağına fısıldamak tam da o anda dünyanın durması
sadece ben ve şehir...
güçlü, asil, meltem kokulu...


buradaki eksik yarımı dün rüyamda gördüm...

08.02.09

"tut beni kendimden korkarsam, düşersem yakala
sar beni kabuslar görürsem al beni uykuna"

her şey düzelecek mi?
-ancak gözlerine bakarsam emin olabileceğim... şimdi içimde bir kuşku
Gülümseyişinde gözlerinin içinden okyanusun en karanlık ve güzel noktasını görebildiğim adam... seni özledim


"because we have taste"
Wong Kar Wai


Elizabeth: (wiping her tears) How do you say goodbye to someone you can't imagine living without?
I didn't say goodbye.

Elizabeth: I didn't say anything. I just walked away.

My Blueberry Nights

tam da buydu yaşadıklarımız...


07.02.09

Seni içimde yaşamaya çalışırken kendimi buna alıştırırken, sesini duydum
-beni özlediğini, konuşmak istediğini- söyleyen sesini
peki konuşalım-
ama lütfen canımı daha fazla acıtma...

yanımda kalacaksan beni bir daha gitmeyeceğine inandır yoksa sevgini içimde yaşamama izin ver, ona zarar verme

-sorgulamadan sadece hislerimi yaşayarak baktığım gözlerine kuşku ile bakmama izin verme-

Yine bakınca içimi göreceksen, yine sana bakınca içini göreceksem gel. Şimdi yine bir yanım seni göreceği için heyecanlı bir yanım ise yatağım altına saklanmış korkuyor...



bir kafedeyim kulağımda sesini çok sevdiğim ses, elimde tadını çok sevdiğim kahvem, yüzümde gülümseme sonra birden gözümün önünde sana benzeyen biri - "şimdi sen gidiyorsun ya herkes sana benzeyecek"-

-"gül biraz"...
Sesini duymak bana çok iyi geliyor...

06.02.09 Her şeyin başladığı gün...

Bugün ilk günü...

Hiçbir şey düşünmemeye çalışarak başladığım gün, çalışmaya çalışarak devam etti.
Şimdi üşüyorum...

-düşünmemeye çalışmak mı insanın aklına onlarca şey getiriyor???

evet, evet aşk yaşanırken tatlı bir acı veriyor! Ama elimden zorla alınan aşk için şimdi ne hissetmeliyim? İçimde kendimce yaşamaya çalışmak mı yoksa bittiğini kabul etmek mi?
Bitmek...
bu kelime çok anlamsız geliyor_


Her şey gözlerinin içine bakmamla başladı, sen de gözlerimin içine o kadar derin bakmıştın ki o an benimle ilgili her şeyi gördüğünü, beni hissettiğini biliyorum. Sadece 5(beş) kez bakabildim gözlerine doyasıya... sonrası boşluk.



Sen beni sadece gözlerinle hatırla dedin, o an...
beynime çivi gibi saplandı, yüreğimde hiç gitmeyecek bir acı bıraktı, gözlerimse hala her şeyden habersiz safça gözlerinin içine bakıp gülümsemeye çalışıyodu. Hani o çok uzun yıllardır unuttuğum nedensiz, çocukça gülümseme-sadece gülümseme- senin çok sevdiğini söylediğin...



içim
bu kadar
doluyken
yazmadan
yaşayamayacağımı
anladım.

yanımdan gitmek için söylediğin her şeyde ben sana daha da aşık oluyordum, çünkü haklıydın ve çünkü sadece gerçekten içimi gören, içi aşkla dolan biri bunu yapabilirdi.

Bütün bunları bilmeni istediğim için yazdım
yazıyorum
yazacağım

Bunlar senin deyiminle -her şeyimi- kaybetmeme neden olacaksa da içimden gelenleri, sen yokken tam da gitmişken yaşadıklarımı bilmeni istiyorum... belki de hala varmışsın gibi...