31.12.2009 yılın son - umutların ilk günü

bu yılın son sabahında - bu sene ile vedalaşmaya başladım
çok yordun beni, çok üzdün, yapacaklarını sıraya koymadan hepsini üzerime saldın
koca sene ile ben nasıl başa çıkayım - hadi bakalım şimdi sen gidiyosun 2009
ama yine de vedalaşırken olsun be diyorum - canın sağolsun eski yıl 
bunları da yaşamak varmış...
ama bari giderken 2010 a anlat bana yaptıklarını da o daha insaflı davransın
onun gelişiyle biriktirdiğim umutlarıma benimle beraber sahip çıksın -

diyorum, diliyorum ve biliyorum her şey çok güzel olacak!

buraya içimi döktüğüm her günü, bunları benimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim -
herkes için o kadar çok mutluluk biriktirdim ki içimde bu gece gökyüzüne bırakıcam ve hepinizi bulucak... Umuyorum sonunda beni de...

28.12.09

gece saat 01:50 telefon çalar !
ardından bir ses - pencereden bak
şaşkınlık !
ardından bir sürpriz ... ve

odamda uçan balon var !




uçan balona bakarak, huzurla uyumak
uyandığında karşında gördüğün balona şaşırmak
rüya değil miydi???
gerçeğin rüya kadar güzel olması...

26.12.09

" Çabuk dışarı çıkıp şarj ol. Güneş süper :) " 
güne başlamamı dahası gülümseyerek başlamamı sağlayan mesaj...
elimdeki kitabı bırakıp, yatağın içinden çıkıp kendimi şarj etmeye gidiyorum - 
hani olur ya birisi bazen sizi düşünür - bugün birisi beni düşündü 
ben de onu - -

24.12.09

"... avazım çıktığı kadar susuyorum..."

22.12.09

hani sen bilmezsin, sormazsın ama ben karmakarışık
hani sen hissedersin ama anlattırmazsın - belki de konuşmamak en iyisi
çok fazla sıkıntı yaşamamış olan bilmez ya ben de bilmezdim
belki o yüzden zor geldi tüm yaşananlar...
aslında en zoru toparlanma süreciymiş
kendimi hiç yalnız hissetmezken son zamanlarda tamamen yalnız hisseder olmuştum
insanlara yaklaşmaktan, onlara kalbimi açtıktan sonra canımı acıtmalarından korkar olmuştum
hepsi minik adımlarla geçiyordu da uykusuzluk uykudan sıçramalar hiç azalmadı, daimi -
ama bugün ne oldu biliyomusun
yine uykudan korkarak sıçradım ama sen vardın...
sarıldın, korkma dedin
bunun bana hissettirdiğini bilemezdin
güvendim, sakinleştim, dinginleştim -
belki de yine huzurlu uyurum dedim

ama şimdi yine korkuyorum
sen çok fazla konuşmuyosun belki hissettiriyosun
yine de söylesen, ben duysam
ama ben korkuyorum, bilmiyorum
yine yalnız uyuyucam yine uykudan sıçradığımda yalnız olucam
şimdi senin yanında hissettiğim güven mi korkutuyor, bırakıp gidersin diye mi
bütün bunları sana söylemek mi
sana çok fazla sorumluluk yüklemek mi

tek başıma atlatmalıydım bu dönemi ama şimdi sen varsın
senin olman bana güç veriyor ve bu beni korkutuyor...
belki seni de ???

21.12.09

"Arada... arada bir durmak, geriye bakmak. İyidir; insan, yanlışlarını, yanılgılarını saptar.
Arada hayaller kurmak. Kim itiraz edebilir? Hepimizin hayale ihtiyacı var. Hayalle oyalanıyoruz. Hiçbir hayal kırıklığı bizi caydırmıyor."


bir hikaye yazıyorum hikaye kahramanını anlamaya çalışıyorum - beklentilerini, iç hesaplaşmalarını, korkularını, umutlarını... Hikayesi mutlu sonlu olsun istiyorum. Hikaye kahramanlarını mutlu etmek zor değildir aslında ama mutluluğu getirmenin bu kadar zor olacağını düşünmemiştim - aslında farkedemediğim o hikaye kahramanının hayal ürünü olmadığıymış
hani kendinden kaçamıyorsun ya, hayal kurarken bile -    
egenin lodosuna bıraktım korkularımı, acılarımı... hikaye kahramanı oldum mutluluğu kovalıyorum, denizin üzerinden koşarak - sicim gibi yağan yağmurla göğe tırmanarak
hikaye bitmesin, hayal kurmak hep güzel...

17.12.09

Ezop anlatsın biz dinleyelim...





















el-hubb... kayıtsız şartsız aşk...


Sevgi makamının dört adı vardır. Bunlardan birincisi "el-hubb"dur. Bunun saflığı kalbe nüfus eder, saydamlığı ise arazların bozulmasıyla bozulmaz. Sevgiliyle birlikteyken aşığın başka bir maksadı, gayesi yoktur.  Sevgilinin iradesi önünde kendi iradesini bırakır.


El hubb duası - aşk zincirleri erir, el hubb devri gelir, el hubb derim ben el hubb, allah gönlümce verir... 



14.12.09

Puccini aşktaki sırrı biliyordu: Kötü kalbe aşık olmak.
- gülümseyişe aşık olabilir miydim?
- belki de bir önceki aşkın acısından kaçmaktı???

Yüreğim konuşmaya başlamış. Belki yüksek sesle değil ama kısık sesle konuşsa da öyle çok acı duyuyor ki! Bunu sonraları da hissettim, acıları kısık sesle söyledim, birçok kez...

12.12.09

sadece deniz kokuyor dört bir yanım

10.12.09

aylar önce çözümsüzlüğün ve karmaşanın içinde boğulmuşken kendimi bir Ege kasabasının dinginliğinde buldum- el değmemiş mavilikteki huzur limanına demir attım...
Bir rakı sofrası- sofrada Ege'nin hediyeleri çeşit çeşit balıklar
masada ihtiyar bir balıkçının yaşam dolu nefesinden dökülen kelimeler-
"ne yapmak istiyorsun" diyor
"bilmiyorum" diyorum (denizin kokusuna yıllardır hasret gibi iyice içime derin bir nefes çekerek)
"o zaman" diyor "önce ne istemediğini bul, hayatında olmasını istemediğin şeyleri hayatından çıkar, sonrasında ne istediğin sana gelir."
Belirsizlikten öteye ilk adımı bu tavsiyeye uyarak attım -

Beni her geçen gün tükettiğini düşündüğüm şehirden ayrıldım ve kokusunda huzur bulduğum memleketime döndüm - ait olduğum yere -
Şimdi...
Yaşamak istediğim şehirde, yeni bir hayata başlıyorum...
Elimde rakı şişesi ve kolumun altında birkaç şiir kitabı, ihtiyar balıkçı Erol Amca'ya -nam-ı diyar Serçe'ye- teşekkür etmeye gidiyorum...

08.12.09

Opera içimizdeki çığlıktır. Söyleyemediğimiz sözler gibi. Müzik ısrar eder ve nihayet dile getiririz. Sonunda bastırmayız o çığlığı... 

bir aşk düeti... Verdi -La Traviata "parigi o cara"
geceme eşlik eder...  


Güzel ve cazibeli hayat kadını Violetta, Alfredo'ya aşık olur, aşklarına karşı koyamayıp beraber yaşamaya başlarlar. Paraları bitince Alfredo para bulmaya gider, yaşadıkları eve gelen Alfredo'nun babası Germont, Violetta'dan bu aşkı bitirmesini ister... Bunu yapmak zorunda kalan Violetta evi terkeder. Ölümcül bir hastalığa yakalanan güzel kadının son günlerinde babası tüm gerçeği oğluna anlatır Violetta'nın aslında onu terketmediğini kendisinin buna sebep olduğunu söyler. Ölüm döşeğinde ki Violetta'nın yanına giden Alfredo onu affetmesini ister...

ve o aşk düeti başlar - Parigi, o cara

 ... aşk hep aynıdır ve aşkta hep acı vardır- başında, sonunda, ortasında. Aşk acıdan ibarettir.

05.12.09

ah bu ben kendimi nerelere koysam - saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam - ah bu ben kendimi nerelerde bulsam - çekilsem sahillere hayaller mi kursam...

02.12.09

uzaklara gideceğim günün sabahında, ruhum geride kalanlarla dolu...
bu kaçıncı oldu ben bile bilmiyorum artık gitmek istemeyip gidişlerim, kalmak istemeyip kalışlarım, mecburiyetlerim, gerçekten yapmak istediklerimi kaybedişlerim - sonunda virane bir ben... 
hiç gitmek istemiyorum ama gidiyorum, bu kez geri geleceğime bile sevinemeden gidiyorum -


kitap ve defter sayfalarındaki kelimelerde sakladığım benliğim, dostlarım, sevgilerim, umutlarım benimle geliyor - 
kitabımın arasında kuruttuğum - saflıkla hediye edilen papatyalar gibi