aylar önce çözümsüzlüğün ve karmaşanın içinde boğulmuşken kendimi bir Ege kasabasının dinginliğinde buldum- el değmemiş mavilikteki huzur limanına demir attım...
Bir rakı sofrası- sofrada Ege'nin hediyeleri çeşit çeşit balıklar
masada ihtiyar bir balıkçının yaşam dolu nefesinden dökülen kelimeler-
"ne yapmak istiyorsun" diyor
"bilmiyorum" diyorum (denizin kokusuna yıllardır hasret gibi iyice içime derin bir nefes çekerek)
"o zaman" diyor "önce ne istemediğini bul, hayatında olmasını istemediğin şeyleri hayatından çıkar, sonrasında ne istediğin sana gelir."
Belirsizlikten öteye ilk adımı bu tavsiyeye uyarak attım -
Beni her geçen gün tükettiğini düşündüğüm şehirden ayrıldım ve kokusunda huzur bulduğum memleketime döndüm - ait olduğum yere -
Şimdi...
Yaşamak istediğim şehirde, yeni bir hayata başlıyorum...
Elimde rakı şişesi ve kolumun altında birkaç şiir kitabı, ihtiyar balıkçı Erol Amca'ya -nam-ı diyar Serçe'ye- teşekkür etmeye gidiyorum...