beyoğlu - kolkolayken atılan adımlar, ne oldu ne bitti hakkında birkaç söz ile beraber bir binanın terasında son bulur- hafif serin ama yaz kokulu havada polar battaniyeler muhabbete eşlik edecek olmanın heyecanıyla omuzlarda yerlerini alırlar- bir şişe şarap, lezzetli birkaç aperatif, yüzlerde çok tanıdık gülümseme, dost yanında olmanın güveni... Saçlarının arasında dolaşan rüzgar, meltem - beyoğlu'nda iki izmirlinin kalplerinden ve içlerinden hiç eksilmeyen meltem ılıklığı ortamı görünce süzülerek çıkıyor bedenlerden ve memleketden uzakta tanıdık bir koku getiriyor sofraya. Şaraplar kadehlerde, hiç konuşulmayanlar konuşuluyor- hiç kimseyle paylaşılmayanlar paylaşılınca yalnızlık hissinden koşarak uzaklaşılıyor, hayat daha anlamlı oluyor, yaşanılanların bir nedeni...
baharın ilk günü, iki izmirli kız kendi tabularını yıkarak birbirlerine bir adım daha yaklaşırken, geleceğe dair daha umutlu sonlandırıyorlar günü...
Memleketime çoktan bahar gelmiştir Başakları şimdiden göğe ermiştir Dağlarını gelincik basmıştır Yer, gök ve yürek çiçek açmıştır
Kirazlar olmadan tez vakitte Asmanın sürgün veren dallarında Nergisin, zerenin taç yapraklarında Seninle baharı kutlamaya geliyorum
başımı omzuna yaslamaya Hayata yeniden başlamaya Bağında, bahçende, pınarlarında İçimi yıkamaya geliyorum
Caddelerinde kızlarla oğlanlar Oynaşıyordur şimdi, ah! hem de nasıl Başlayan, biten, tazelenen aşklar Başlıyor ömrümüzde yeni bir fasıl
Geçmişden gelen tanıdık bir gülümseme, hissi kaybolmamış bir dokunuş ve hatırlanası bir koku...
Uzun zaman önce kapatılan bir kapının tekrar açılması gibi senin bana geri gelişin...
Geri gelme nedenin neydi aslında çok da önemli değildi- eksik kalan birşeyleri dolduruyoruz- ama geçici ama değil, yaşaması çok keyifli, hissetmesi çok özel ve çok uzun zamandır yaşanamayan...
-Geçmişte paylaşılan bir kaç cümlenin hatırlanması bugünü daha anlamlı kılar-
25.07.08 Hep yanındayım ve seni seviyorum...
30.07.08 böyle bir sahil kasabasında olsak beraber yatsak geniş kapılı balkonun kapıları camları açık olsa bembeyaz perdeler uçuşsa
sonra sevişsek...
hafif blues çalsa
sonra yine sevişsek...
gözlerin gözlerimde... gözlerim açık uyusam yanında
hiç bi anını kaçırmasam...
uyurken bile...
30.07.08 Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değiller...
31.07.08 gitmek gözlerinde gitmek sürgüne... yatmak gözlerinde yatmak zindanı...
her harf, her kelime, her cümle, her satır içime kalbime kıymık gibi saplanıyor.
Bir süre sonra buğulu gözlerimin ardından tek görebildiğim gözyaşı...
Aşk için dökülen her gözyaşı kırmızı ve ben senin - bir zamanlar- bana yazdıklarını okurken gözlerime kırmızı bir perde iner, o perdeden seyrederim seni...
gökyüzünden hızla yere düşerken son anda tutulan dal gibi
sen bana bunları hissedebilmen için her ne yaptıysam, bundan sora da yapmaya devam etmeye çalışcam, yanımdan hiç gitme die uğraşıcam, seni nasıl istersen öle öpücem, sana tüm ruuhumla sarılcam, senin de bana öle sarılcağnı bildiğim için...
...
mutluluktan ya da sıkıntıdan akıttıgın her damla gözyaşını ben zerre zerre içebilirim, ruhuma kopyaladıgım seni hep tertemiz, hep mis kokulu tutmak için... ama sen her gözyaşı akıttıgında bnm de içimden bi parça kopucak, sen her ağladıgında ben azar azar yok olucam canımın acısından... sonunda sadce ruhum kalıcak geriye ve sen nerde olursan ol, o senin yatagında sana sarılarak uyuyabilcek
senin gibi dünyanın en tatlı delisiyle başa çıkabilcek nadir delilerden biri oldugum için kendimi bi süre şanslı saydıktan sonra biraz müzik yaparız..., çünkü son zamanlardaki en tatlı ilham kaynagımla az önce konuşmamı bitirmiş olcam ve yüzümdeki gülümsemeyi değerlendirmeyi düşüncem
şimdi bütün bunlar aslında çok da özel şeylerken neden paylaşıyorum bilmiyorum, belki paylaşmak acımı hafifletiyor belki unutmadığımı gösteriyorum belki de insanların beni anlamasını sağlar diye düşünüyorum.
"bu oturum açtığında teslim" edilemeyecek çünkü o kişi benimle ilgili bütün oturumları kapattı... ben hala oturumun başında... Canımsın benim- keşke bana söyleseydin, bu kadar çok gitmek istediğini, kaçmak, koşmak, uzaklaşmak istediğini... Sen söyleseydin, gitmek isteyen sesini duysaydım. Dudaklarından kelimelerin dökülüşünü izleseydim... Hadi git bakalım ama yanına şarkılarını da al, seni bana hatırlatan bütün şarkıları topladım bir bavul yaptım, kokunu da içine koydum, gözlerinin buğusunu da... bunları da al o zaman... ama koşarken unuttun hepsini -
-Ben geleceksin diye beklerken sen önce yürümeye başladın, ben hala dönmeni bekledim- sen hızlı hızlı yürüdün- benim geri dönmeni istediğimi hissedince de koştun... bensizliğe doğru
Ah be canım benim keşke bana söyleseydin gitmek istiyorum deseydin... bu kadar mızordu? Arkana bakmadan koşmak ve kaçmak daha kolay mı geldi. . .
Konuşulmayan şeyler de kovalar seni, belki hemen yakalayamaz ama günün birinde önüne çıkıverir yolunu keser öylece kalakalırsın...
Ah be canım keşke bana söyleseydin, kelimelerini görseydim...
yazılanları kaydetmişim... (derin bir nefes) unutmuşum... (rahat) biraz önce buldum... (hızlı kalp atışları ve can acısı)
şimdi senin bana yazdıklarını kim okusa zamansız ve nedensiz gidişine anlam veremez ya ben de öle, şimdi senin yazdıklarını kim okusa onların kalpten yazıldığına inanır ya bende öle, şimdi senin yazdıklarını kim okusa içi acır ya benim içimin acısını kimse bilemez, hissedemez... Hala acıyor, hala sen içimdesin, hala kokunu duyuyorum, hala her yerde seni görüyorum, hala gözlerin içime bakıyor ve hala sen yoksun...
01.02.09 -Şimdi her şeyi hatırlamak, hiç unutmamak için yazıyorum... Oysa sen sadece aklında kalsın istiyorum, hiçbir şeyi not alma demiştin... Şimdi kulağımda sesin aslında çok az duyabileceğim ve aklımda gülümsemen çok az görebileceğin...
Gülümseyişinde gözlerinin içinden okyanusun en karanlık ve güzel noktasını görebildiğim adam... Çünkü sen varsın...
-"sen o kadar güzelsin ki ve ben o kadar durdum ki gözlerinde, sanki orda kalakaldım ve zihnimin en ücra noktalarına ulaşmanı seyrettim; verdiğin enerjiyle senin her gülümsemenin, her hüzünlü anının, kalbine sevgi pompalayan her düşüncenin, o düşünceyi bazen sıkıntıya bazen dünyanın en güzel şeyine çeviren hücrelerinin herbirisine ulaştım ve senin profesörün oldum, sana o kadar sarıldığımda..." Travis Bickle
bir keresinde bana öylece sarılıp durmuştun sonra da - dünyanın durmasını istedim ama durmadı demiştin - gerçekten durmasını istemişmiydin???
kelimeleri seviyorum beni benden daha iyi anlarlar seni içime gömmek için söylediğim yalanları söylememde bana yardım ederler seni çok özlediğim ama çaresiz olduğum için içimi dökmeme de... şimdi kelimelerle ben biliyoruz seni ne kadar çok istediğimi, onlar sana anlatsa... Sen yürürüken yoluna çıksalar, uykularında düşlerini kandırsalar bana gelmeni sağlayabilirler mi? Kelimeler seni bana getirebilir mi?
sıradan bir sabah... içim durgun... hareketlerim rutin... - birden- benim neden olmadığım bir şekilde evin içinde o şarkı yankılanmaya başladı... kulağıma gelen şarkı, içime dolan sen... kalbim acıdı, miğdem allak bullak... şarkı seni bana getirsin istedim olmadı- şarkı çaldıkça içim sana koştu, coştu... ama biliyorum ki her şey sonuçsuz, sebepsiz ve sensiz... sıradan başlayan sabahın, içime seni dolduran şarkının, elimin hala telefonda olmasının, ağlama krizlerimim hepsi tamamlanmamış... bizim gibi tamamlanmamış...
şimdi sen olduğun yerde kal, ben derin bir nefes alayım ve her şey devam etsin... hayat
birine... birine söylemek istediğim bir şey var...
biri; ben seni farklı bir şekilde seviyorum, nasıl sorusunun cevabı yok-farklı- dost, arkadaş, kardeş, ağabey, sevgili gibi değil hem bunların hepsi, hem hiçbiri... her sevginin bir tanımlaması olmak zorunda değil, bununda yok işte... çok şey paylaştık, şimdi çok şey paylaşamıyoruz. İçimden geçenleri çok kez dinledin, çok uzun süredir içimden geçen hiçbir şeyi bilmiyorsun... Benim içimden geçenleri çoğu kez ben bile anlamıyorum, senin için ise çok uzun süredir benden uzak...
ama yine de içimde ki o - tanımsız- sevgi hiç tükenmeden duruyo - bu güzel - seni sevdiğimi bilirsin ama bunu bilmezsin - bu da güzel- ama bilsen anlarsın bunu da bilirim - bu çok daha güzel-
portakalı soydum... baş ucuma koydum... ben bir masal uydurdum... dumadumadum dumdadum...
3 parça eşya + sebepsiz dalan giden gözler + ateşböceği + çikolatalı kek= tamamlanmamış bir aşk
Gizliliğin kapılarını açan bir anahtar - en içten bakışa, en huzur dolu anlara, en tutkulu konuşmalara şahit evin kapılarını açan - her buluşmamızda bir yandan içime işlerken bir yandan birer tane yemeni izlediğim bonibon - kutunun içinde hala yenmeyi bekleyen bonibonlar var! Demek ki bir kutuyu bitirecek kadar bile biz olamamışız- ve seninle hayatımın tam ortasına oturan uzun saatlerce ve günlerce seninle yazışırken resmini gördüğüm süper kahraman, senin adamın Travis Bickle...
Eğer sendenbana kalan sadece birkaç parça eşya ise içimde nasıl bu denli büyük bir yer edindin?
aşk, tutku ne varsa içimde kaldı... öylece kalakaldı, gitmiyor da öylece kaldı...
" Bulutlara bir bakış, gözleri kapatış ve yakın çekim bir mutluluk" W. Wondratschek - Mozart'ın Berberi
ve hala her fırsatta -sana bakarken- senin adamının dediği gibi
Travis Bickle: The days go on and on... they don't end. All my life needed was a sense of someplace to go. I don't believe that one should devote his life to morbid self-attention, I believe that one should become a person like other people.
elim elindeyken sımsıkı tutmazdın, parmaklarının uçlarıyla her an bırakacakmış gibi tutardın. Bırakmak istediğini zannedip elimi çekmek istediğiminde, parmaklarını parmaklarıma kenetlerdin bir daha hiç bırakmayacakmış gibi... -şimdi yine elimi bırakacakmış gibi yaptıysan... ne zaman tekrar sımsıkı tutacaksın???
Hayat güzel, hayat yaşanası, her anı sürprizlerle dolu... Yaz kokan havada içmek güzel...
İçtiğim her yudum beynimi biraz daha uyuşturuyor ya, biraz daha rahatlıyorum ya işte o anda senden kaçamıyorum- bütün kaçışlarım kapalı, bütün çıkışlarım dolu, duygularımı ne kadar dizginlediysem içtikçe duygularım o kadar özgür o kadar sana doğru... Her yudumda sana yaklaşıyorum, her yudumda seni özlüyorum her yudum sonrası burnumda senin kokun...
She said Sometimes You're asking yourself why You feel you can’t get by Reamonn - Tonight
önce eksik olan bütün notalarımı buldun hepsini yerli yerine koydun sonra beni hissettin, parmakların tenimde gezindi, sonunda şarkı oldum dudaklarından döküldüm, sesin beni söyledi, ben dinledim şimdi paramparçayım- -parçalarımı toplayıp tekrar bir bütün olmak istiyorum ama her seferinde bir parçam eksik çıkıyor...