ahh... Kürşat Başar şimdi karşımda tv de gülümsüyorsun -ne hoş... duygularıma tercüman olduğunda tam 12 yaşındaydım şimdi öylesine kitabını elime aldığım bir gece aklımdan geçenler elimdeki kitapta - yerin bambaşka -
"... dışarıda her şey pırıltılı bir gecenin gürültüsüyle çoğalıyor belki ama ben bir camın ardından baktığımda, bir zamanlar gelmeyi o denli istediğim bu kentin evleri, sokakları, pırıl pırıl yanan ağaçlarıyla, sonsuza dek dinleyebileceğim müziklerin çalındığı, güzel kadınların bedenlerini sergilediği gece kulüpleriyle yalnızca hüzünden oluştuğunu görüyorum..." Kürşat Başar
29.04.10
“Ruh, en çok zevke doyduğunda özgürdür; gerçekten de, yıldızlar bazen hendekte, dorukta olduğundan daha parlak görünürler…”
W. Somerset Maugham
W. Somerset Maugham
27.04.10
yarım yamalak kalıp, bir umut peşinden koşmaktansa
durup dinlenmeli belki
çünkü belki yine "kendin"dir kaybettiğin
...
kaybedip kaybedip bulursun
ama her seferinde daha da uzaklaşırsın "kendin"den
oysa bir bulut var hayalimde öylesine yumuşak
bir de el var yüzüme - dokunuyor-
...
paramparça olmadan
al yine korkularımı
sadece dokunarak - sadece gözlerime bakarak
durup dinlenmeli belki
çünkü belki yine "kendin"dir kaybettiğin
...
kaybedip kaybedip bulursun
ama her seferinde daha da uzaklaşırsın "kendin"den
oysa bir bulut var hayalimde öylesine yumuşak
bir de el var yüzüme - dokunuyor-
...
paramparça olmadan
al yine korkularımı
sadece dokunarak - sadece gözlerime bakarak
26.04.10
özlenen sadece bir beden değil aslında bir bağımlılık - tapınma anı -
duyduğum ten kokusu - dokunduğum ıslaklık elimi titreten...
şimdi bir hayal var beynimde kıvrımlarını ezbere bildiğim -
nefes alışverişini - elinin dokunuşunu hissedebildiğim
hayal kadar güzel bir gerçeği yaşamak
hayal ederken gerçekmiş gibi hissetmek
var olanın dışında bir yaşamda - tamamen sadece bizim olan bir anı yaşıyoruz
bu sadece uyumlu iki beden - birbirini tamamlayan iki ruhun alabileceği bir haz
bizim yarattığımız bir zaman dilimi
gözleri beni içine çektiğinde uçurumdan aşağıya bırakıp tam çarpacakken saçlarım ellerinde - verdiği haz ile gürül gürül akıyor...
parmak uçlarımda bedeninin sıcaklığı
dudaklarımdaki ıslaklık yaşam suyu
kulaklarımdaki ses hayal perilerinin ilahileri - sonsuz bir ayin
- özlenen sadece bir beden değil aslında... yaratılana tapınma
özleyerek yaşıyorum ama öyle birini özlüyorum ki...
duyduğum ten kokusu - dokunduğum ıslaklık elimi titreten...
şimdi bir hayal var beynimde kıvrımlarını ezbere bildiğim -
nefes alışverişini - elinin dokunuşunu hissedebildiğim
hayal kadar güzel bir gerçeği yaşamak
hayal ederken gerçekmiş gibi hissetmek
var olanın dışında bir yaşamda - tamamen sadece bizim olan bir anı yaşıyoruz
bu sadece uyumlu iki beden - birbirini tamamlayan iki ruhun alabileceği bir haz
bizim yarattığımız bir zaman dilimi
gözleri beni içine çektiğinde uçurumdan aşağıya bırakıp tam çarpacakken saçlarım ellerinde - verdiği haz ile gürül gürül akıyor...
parmak uçlarımda bedeninin sıcaklığı
dudaklarımdaki ıslaklık yaşam suyu
kulaklarımdaki ses hayal perilerinin ilahileri - sonsuz bir ayin
- özlenen sadece bir beden değil aslında... yaratılana tapınma
özleyerek yaşıyorum ama öyle birini özlüyorum ki...
20.04.10
pembe çiçekli ağaçları merak edip, daha yakın olmak isterken
bahar kaçma isteği ile geldi yine
vazgeçişler, pes edişler, olmayan bir anı yaratma isteği...
kimsenin bilmediği, kimsenin tanımadığı yerde olma isteği
o yerde zaman durur - her şey varolmayanın peşindedir
sen de bunun tam ortasında
daha önce hiç görmediğim yerler düşlerime girmeye başladı yine
cevabını veremeyeceğim sorulardan kaçarken
yine o noktada o hiçlik noktasında olmak istiyorum
hiçbirşeye sahip olmamak - sadece beden ve ruh
zamana boyun eğmek zorunda olmamak
isteklere ve arzulara hiçbirşeye bağlı olmadan anlamsızca sahip olmak
anlaşılamamaktan korkmamak
sadece kendin ve kaçış
çünkü aslında kaçtığın bu dünya
ait olduğun yer kimsenin bilmediği bir yer
kimsenin seni tanımadığı
soru sormadığı
kimseyi anlamaya çalışmadan
beden ve ruh
şimdi o yerde olmak istiyorum
zamanın durduğu -
nehrin tersine aktığı
daha önce basılmamış bir toprağa basıp
gözkyüzünü daha önce kimsenin görmediği yerden görmek
rüzgarla sevişip, denize sarılıp uyumak
ayıp yok, günah yok, yalan yok...
bir o kadar saflık, bir o kadar sadece kendin-
şimdi yine o boşluğa düşmeden durmalı mı?
yoksa bulutlardan aşağıya mı koşmalı?
hiçbir şey zamanla olmayacak her şey aslında şimdi sonrası yok
içinde hissettiğin - kaygılandığın - merak ettiğin - önemsediğin -bişeyler beklediğin -hepsi şimdi ötesi yok
ne olacak bilmezken bütün iyi dileklerini serpiştirirsin adım attığın yerlere
her sabah bırakır her gece toplarsın
o bir günü beklersin
aslında işte o bir günü beklemektir aslında seni yoran
çünkü her şey tam da şimdi şu anda - ötesi yok
beklentiler eninde sonunda umutsuzluk
bahar kaçma isteği ile geldi yine
vazgeçişler, pes edişler, olmayan bir anı yaratma isteği...
kimsenin bilmediği, kimsenin tanımadığı yerde olma isteği
o yerde zaman durur - her şey varolmayanın peşindedir
sen de bunun tam ortasında
daha önce hiç görmediğim yerler düşlerime girmeye başladı yine
cevabını veremeyeceğim sorulardan kaçarken
yine o noktada o hiçlik noktasında olmak istiyorum
hiçbirşeye sahip olmamak - sadece beden ve ruh
zamana boyun eğmek zorunda olmamak
isteklere ve arzulara hiçbirşeye bağlı olmadan anlamsızca sahip olmak
anlaşılamamaktan korkmamak
sadece kendin ve kaçış
çünkü aslında kaçtığın bu dünya
ait olduğun yer kimsenin bilmediği bir yer
kimsenin seni tanımadığı
soru sormadığı
kimseyi anlamaya çalışmadan
beden ve ruh
şimdi o yerde olmak istiyorum
zamanın durduğu -
nehrin tersine aktığı
daha önce basılmamış bir toprağa basıp
gözkyüzünü daha önce kimsenin görmediği yerden görmek
rüzgarla sevişip, denize sarılıp uyumak
ayıp yok, günah yok, yalan yok...
bir o kadar saflık, bir o kadar sadece kendin-
şimdi yine o boşluğa düşmeden durmalı mı?
yoksa bulutlardan aşağıya mı koşmalı?
hiçbir şey zamanla olmayacak her şey aslında şimdi sonrası yok
içinde hissettiğin - kaygılandığın - merak ettiğin - önemsediğin -bişeyler beklediğin -hepsi şimdi ötesi yok
ne olacak bilmezken bütün iyi dileklerini serpiştirirsin adım attığın yerlere
her sabah bırakır her gece toplarsın
o bir günü beklersin
aslında işte o bir günü beklemektir aslında seni yoran
çünkü her şey tam da şimdi şu anda - ötesi yok
beklentiler eninde sonunda umutsuzluk
17.04.10
mesafeler acıta acıta artmadan önce - hava soğuk, gri ve boğuk-
tanıdık hisler karavanı gelmiş park etmiş...
kalbimin üstünde de kocaman bir kedi oturuyor -tırmalıyıveriyor içimi arada belli belirsiz
can acısı düğüm oluyo boğazımda -
şimdi artık ne hava... ne yemek... ne can acısı
mutlu hatıralar dolu bir bavul, arada çıkartılıp yüzü gülümseten anlar
tanıdık hisler karavanı gelmiş park etmiş...
kalbimin üstünde de kocaman bir kedi oturuyor -tırmalıyıveriyor içimi arada belli belirsiz
can acısı düğüm oluyo boğazımda -
şimdi artık ne hava... ne yemek... ne can acısı
mutlu hatıralar dolu bir bavul, arada çıkartılıp yüzü gülümseten anlar
05.04.10
bütün karamsarlığımı üstüme iyice giymişken, bir anda beni benden alıp üstüme pespembe kabarık bir giysi giydirdin...
ben mutlulukla gülümserken - sen - beni izliyordun
sadece hayalimde değil gerçek kadar içimdeyin...
ben mutlulukla gülümserken - sen - beni izliyordun
sadece hayalimde değil gerçek kadar içimdeyin...
01.04.10
karmakarışık olma halim tam da 1 nisan şakası gibi...
içimden kopanlar - dışarıdan zorla girmek isteyenler - anlatamadıklarım - anlayamadıklarım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
