Platon'nun Şölen'indeki ünlü efsane aklıma geldi ansızın:
Tanrı onları ortadan ikiye ayırıncaya kadar bütün insanlar hermafroditti,
o zamandan beri bu yarılar birbirlerini arayarak dünyanın dört bir bucağında gezinip duruyorlar.
Aşk kaybettiğimiz yarıyı özleyişimiz...
27.06.09
Hobbit köy öylece terkedilebilir mi?
755 gündür yaptığım şeyi artık yapmayacak olmak...
hayatın değişimi - her zaman olmuyor- kolay da olmuyor
Verilen bir kararın arkasında durabilmek bu kadar zor olabilir mi? Şimdi yeni bir hayata kocaman bir adım atarken, yanıma sadece ve sadece değer verdiklerimi alıp sadeliğe koşarken. Hiç beklemediğim vazgeçemeyişler beni kovalar mı?
bir yeri terketmek... mekanı bırakmak terketmek sayılır mı?
siz terkederken sizi uğurlayan insanların üzülmüşlüklerini görünce acı vermekten de öte ızdırap halini alıyor...
hani sevinmeli mi çok seviliyormuşum diye
değil işte
Yuvarlanıp giden döngüye çomak sokmak, hayallerin peşinden gitmek. Hayal bu ya belirsizlik, hayatın içinden geride bırakılmış gibi görünenleri söküp alıp hayalin içine dahil etmek...
Eşyaları toplamaya elim gitmiyor, iç acısı son noktasında
Her bir eşya bir sürü yaşanmışlık. Her gidenden kalan bir hatıra, her yeni gelenle gelen yeni bir gülümseme.
Giden olmak, gidebilen olmak... Zormuş
755 gündür yaptığım şeyi artık yapmayacak olmak...
hayatın değişimi - her zaman olmuyor- kolay da olmuyor
Verilen bir kararın arkasında durabilmek bu kadar zor olabilir mi? Şimdi yeni bir hayata kocaman bir adım atarken, yanıma sadece ve sadece değer verdiklerimi alıp sadeliğe koşarken. Hiç beklemediğim vazgeçemeyişler beni kovalar mı?
bir yeri terketmek... mekanı bırakmak terketmek sayılır mı?
siz terkederken sizi uğurlayan insanların üzülmüşlüklerini görünce acı vermekten de öte ızdırap halini alıyor...
hani sevinmeli mi çok seviliyormuşum diye
değil işte
Yuvarlanıp giden döngüye çomak sokmak, hayallerin peşinden gitmek. Hayal bu ya belirsizlik, hayatın içinden geride bırakılmış gibi görünenleri söküp alıp hayalin içine dahil etmek...
Eşyaları toplamaya elim gitmiyor, iç acısı son noktasında
Her bir eşya bir sürü yaşanmışlık. Her gidenden kalan bir hatıra, her yeni gelenle gelen yeni bir gülümseme.
Giden olmak, gidebilen olmak... Zormuş
26.06.09
şimdi ulaşamayacağım bir noktada duruyosun ya...
ben seni okuyorum... sen yokken cümlelerimizi kuruyorum, kelimelerimizi bozuyorum, hikayelerimizin sonlarını birbirine ekliyorum, şarkılarımızın eşliğinde hayalinle dans ediyorum
sensizken seni yaşamak bu da güzelmiş diyorum...
yokluğunun, ulaşılamayışının keyfini çıkarıyorum, şimdiye kadar yaşadığımız her anı dakika dakika tekrar yaşamanın lüksünün içinde kayboluyorum...
bazen kalabalığın içinde kalakalıyorum
kalabalıktan kaçışım yine senin hayalin...
bu kadar güzel kelimelerle
anlatırken sen...
ben sensizlikte sen
-Well walk in the fields of gold-
ben seni okuyorum... sen yokken cümlelerimizi kuruyorum, kelimelerimizi bozuyorum, hikayelerimizin sonlarını birbirine ekliyorum, şarkılarımızın eşliğinde hayalinle dans ediyorum
sensizken seni yaşamak bu da güzelmiş diyorum...
yokluğunun, ulaşılamayışının keyfini çıkarıyorum, şimdiye kadar yaşadığımız her anı dakika dakika tekrar yaşamanın lüksünün içinde kayboluyorum...
bazen kalabalığın içinde kalakalıyorum
kalabalıktan kaçışım yine senin hayalin...
bu kadar güzel kelimelerle
anlatırken sen...
ben sensizlikte sen
-Well walk in the fields of gold-
23.06.09
bizim yol hikayemiz ıssız sokak aralarında...
herkesin bir yol hikayesi vardır ama bizimkisi iki kişilik
biz aşkımızı ıssız ara sokaklarda yaşarız hem doyasıya hem koklaya koklaya
azıcık azıcık alırız tadımızı, tadı damağımızda kalsın diye değil
çünkü zaten yetmez bize koklamalar
ufak ufak öperiz, az az koklarız, derin derin bakarız...
ıssız sokaklarda yaşarız biz aşkımızı
ama sanmayın kalabalıklardan kaçtığımızdandır
dünya umurumuzda değil ki biz aşkımızı yaşarken
ıssız sokakları severiz, kalabalıklardaki ıssız kalplere inat
sessiz sedasız yaşarız birbirimizi, bağıra çağıra yaşayan boş insanlara inat
aslında derdimiz de yoktur kimseyle
derdimiz bile yoktur sadece biz olalımdan başka
sokaklarımızdan geçerken...
sonunda "masal köyümüze" yaklaşır adımlarımız...
Ne tuhaf. Kendimiz ve sevdiklerimizle ilgili
müthiş korkular içimizi kemirip durur. Yine
de etrafta dolaşır, insanlarla konuşur, yiyip
içeriz. İşlerimizi sürdürürüz. Duygularımız
derin ve gerçektir. Nasıl olup da bizi felç
etmezler? Bu duygularla en azından bir süre
için nasıl yaşayabiliyoruz? Araba kullanırız,
sınıfta dersimizi veririz. Nasıl olur da hiç
kimse dün gece, bu sabah ne kadar çok
korktuğumuzu anlamaz? Hep birbirimizden bir
şeyler mi saklıyoruz, karşılıklı rıza
göstererek? Yoksa bilmeden aynı sırrı mı
saklıyoruz? Üstümüzde aynı tedbil-i kıyafet.
Don DeLillo - White Noise
herkesin bir yol hikayesi vardır ama bizimkisi iki kişilik
biz aşkımızı ıssız ara sokaklarda yaşarız hem doyasıya hem koklaya koklaya
azıcık azıcık alırız tadımızı, tadı damağımızda kalsın diye değil
çünkü zaten yetmez bize koklamalar
ufak ufak öperiz, az az koklarız, derin derin bakarız...
ıssız sokaklarda yaşarız biz aşkımızı
ama sanmayın kalabalıklardan kaçtığımızdandır
dünya umurumuzda değil ki biz aşkımızı yaşarken
ıssız sokakları severiz, kalabalıklardaki ıssız kalplere inat
sessiz sedasız yaşarız birbirimizi, bağıra çağıra yaşayan boş insanlara inat
aslında derdimiz de yoktur kimseyle
derdimiz bile yoktur sadece biz olalımdan başka
sokaklarımızdan geçerken...
sonunda "masal köyümüze" yaklaşır adımlarımız...
Ne tuhaf. Kendimiz ve sevdiklerimizle ilgili
müthiş korkular içimizi kemirip durur. Yine
de etrafta dolaşır, insanlarla konuşur, yiyip
içeriz. İşlerimizi sürdürürüz. Duygularımız
derin ve gerçektir. Nasıl olup da bizi felç
etmezler? Bu duygularla en azından bir süre
için nasıl yaşayabiliyoruz? Araba kullanırız,
sınıfta dersimizi veririz. Nasıl olur da hiç
kimse dün gece, bu sabah ne kadar çok
korktuğumuzu anlamaz? Hep birbirimizden bir
şeyler mi saklıyoruz, karşılıklı rıza
göstererek? Yoksa bilmeden aynı sırrı mı
saklıyoruz? Üstümüzde aynı tedbil-i kıyafet.
Don DeLillo - White Noise
14.06.09
hayatımın son 7 senesinin beraber yaşanmışlığına...
- "saçlarındaki beyazlar çok artmış"
- güzel değil mi yani? ama ben onları çok seviyorum
- "yok sadece çok fazlalaşmışlar, hoş durmuyo..."
...
saçıma ilk beyazın düşüşünden bu yana her bir telimi senin yanında ağarttığım saçlarım için böyle bir yorum üzücü olmuyo mu???
olsun ben yine de saçlarımdaki akları seviyorum... her birinde yaşanmışlıklar var-
... Saçlarımıza beraberce aklar düşsün. Sen boya, razıyım.
Yeter ki her bir akın düştüğünü göreyim.
Her bir akı görecek kadar tanıyayım güzelim saçlarını.
Her sabah yeniden seveyim...
Gizli Aşk Bu / Özen Yula - by kudra
- "saçlarındaki beyazlar çok artmış"
- güzel değil mi yani? ama ben onları çok seviyorum
- "yok sadece çok fazlalaşmışlar, hoş durmuyo..."
...
saçıma ilk beyazın düşüşünden bu yana her bir telimi senin yanında ağarttığım saçlarım için böyle bir yorum üzücü olmuyo mu???
olsun ben yine de saçlarımdaki akları seviyorum... her birinde yaşanmışlıklar var-
... Saçlarımıza beraberce aklar düşsün. Sen boya, razıyım.
Yeter ki her bir akın düştüğünü göreyim.
Her bir akı görecek kadar tanıyayım güzelim saçlarını.
Her sabah yeniden seveyim...
Gizli Aşk Bu / Özen Yula - by kudra
09.06.09
"nedeni şu canım: sen biraz daha güzelleşirsen ben katil olurum"
birkaç gündür günler çok uzun geliyor, çok şey yaşıyorum, üzülüyorum, seviniyorum, kızıyorum, duygusallaşıyorum ve daha bir sürü...
şimdi yukarıdaki cümleye dikkat!!! işte öyle bir cümle geliyor pat diye ekranı
ma yerleşiyor ve ben sadeleşiyorum - huzur doluyorum - mutlu oluyorum...
oysa sadece fotoğraf çekmekten konuşuyoduk
güzellik iyi ki göreceli öyle olmasa kimse kimseyi bu kadar çok sevemezdi...
birkaç gündür günler çok uzun geliyor, çok şey yaşıyorum, üzülüyorum, seviniyorum, kızıyorum, duygusallaşıyorum ve daha bir sürü...
şimdi yukarıdaki cümleye dikkat!!! işte öyle bir cümle geliyor pat diye ekranı
ma yerleşiyor ve ben sadeleşiyorum - huzur doluyorum - mutlu oluyorum...oysa sadece fotoğraf çekmekten konuşuyoduk
güzellik iyi ki göreceli öyle olmasa kimse kimseyi bu kadar çok sevemezdi...
06.06.09
nefesim'den...
bir liman
fırtınadan kaçan gelir girer..
ama dalga oradaki mendirekleri de aşıyorsa
bir sonraki fırtınada orada gemi bulamazsın
koruyuculuğu kalmamıştır çünkü..
fırtına sınamıştır güveninirliğini geçememiştir...
ama fırtına da boğulmaktan iyi midir?
evet yine de iyidir...
erd. t.
her şeyi anlattığım gece -
güvenilirliğini yitirmiş bir liman olarak dalgaların arasında boğuldum -
üstelik fırtınanın da sebebi benim...
bir liman
fırtınadan kaçan gelir girer..
ama dalga oradaki mendirekleri de aşıyorsa
bir sonraki fırtınada orada gemi bulamazsın
koruyuculuğu kalmamıştır çünkü..
fırtına sınamıştır güveninirliğini geçememiştir...
ama fırtına da boğulmaktan iyi midir?
evet yine de iyidir...
erd. t.
her şeyi anlattığım gece -
güvenilirliğini yitirmiş bir liman olarak dalgaların arasında boğuldum -
üstelik fırtınanın da sebebi benim...
04.06.09
en sevdiği renk mor olan kadın
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı çocukluktan kalma yara izi
zamanı yaralarla ölçen kadın
geçmişiyle kavgalı
tanrıya sığınan kız çocuğu geceleri
isyankar gündüzleri
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kırdığı kalpleri dizmiş ipe
gene de en büyük zararı kendine
ayak izlerini kuşlar yesin diye
ekmek kırıntıları bırakıp geride
en sevdiği ses çocuk sesi
oysa anne olmayı istememiş
yıllar var ki kendi
hiç bir zaman kök salmamış ki
sırf bir gün çekip gidebilmek için
gene de bulup birbirimizi
aldatma pahasına sevdiklerimizi
ağlayarak seviştiğim kadın
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kaç gece göğsünde uyuduğum kadın
hep tek başıma uyandığım
alkışlar "teoman"a ve "elif şafak"a ...
uçurtmalar...
en sevdiği kelime “asi”
en sevdiği oyun incitmek beni
hıncı çocukluktan kalma yara izi
zamanı yaralarla ölçen kadın
geçmişiyle kavgalı
tanrıya sığınan kız çocuğu geceleri
isyankar gündüzleri
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kırdığı kalpleri dizmiş ipe
gene de en büyük zararı kendine
ayak izlerini kuşlar yesin diye
ekmek kırıntıları bırakıp geride
en sevdiği ses çocuk sesi
oysa anne olmayı istememiş
yıllar var ki kendi
hiç bir zaman kök salmamış ki
sırf bir gün çekip gidebilmek için
gene de bulup birbirimizi
aldatma pahasına sevdiklerimizi
ağlayarak seviştiğim kadın
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ipleri dolaşmış uçurtmalar misali
ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı
ne gidebildik kendi yolumuza
rüzgarda savruk, başına buyruk
senle ben
kaç gece göğsünde uyuduğum kadın
hep tek başıma uyandığım
alkışlar "teoman"a ve "elif şafak"a ...
uçurtmalar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)