bizim yol hikayemiz ıssız sokak aralarında...
herkesin bir yol hikayesi vardır ama bizimkisi iki kişilik
biz aşkımızı ıssız ara sokaklarda yaşarız hem doyasıya hem koklaya koklaya
azıcık azıcık alırız tadımızı, tadı damağımızda kalsın diye değil
çünkü zaten yetmez bize koklamalar
ufak ufak öperiz, az az koklarız, derin derin bakarız...
ıssız sokaklarda yaşarız biz aşkımızı
ama sanmayın kalabalıklardan kaçtığımızdandır
dünya umurumuzda değil ki biz aşkımızı yaşarken
ıssız sokakları severiz, kalabalıklardaki ıssız kalplere inat
sessiz sedasız yaşarız birbirimizi, bağıra çağıra yaşayan boş insanlara inat
aslında derdimiz de yoktur kimseyle
derdimiz bile yoktur sadece biz olalımdan başka
sokaklarımızdan geçerken...
sonunda "masal köyümüze" yaklaşır adımlarımız...
Ne tuhaf. Kendimiz ve sevdiklerimizle ilgili
müthiş korkular içimizi kemirip durur. Yine
de etrafta dolaşır, insanlarla konuşur, yiyip
içeriz. İşlerimizi sürdürürüz. Duygularımız
derin ve gerçektir. Nasıl olup da bizi felç
etmezler? Bu duygularla en azından bir süre
için nasıl yaşayabiliyoruz? Araba kullanırız,
sınıfta dersimizi veririz. Nasıl olur da hiç
kimse dün gece, bu sabah ne kadar çok
korktuğumuzu anlamaz? Hep birbirimizden bir
şeyler mi saklıyoruz, karşılıklı rıza
göstererek? Yoksa bilmeden aynı sırrı mı
saklıyoruz? Üstümüzde aynı tedbil-i kıyafet.
Don DeLillo - White Noise