31.03.10

mart ayının son çarşamba gecesi ...
ufak bir pub ama içeride canlı müzik...
içeride bulunan küçük kalabalık ile müziği paylaşma kararım ardından
benim için çalınan hoşgeldin şarkısı...

http://fizy.com/s/14a6h0

sonrasında bütün gece kulağımda şarkı ...
ve sözleri...

sometimes everything seems awkward and large
imagine a Wednesday evening in march
future and past at the same time
I make use of the night start drinking a lot
although not ideal for now it's all that I've got
it's nice to know your name ...

You don't know you don't know

you don't know anything about me ...

I gave up dreaming for a while
I gave up dreaming for a while ...

I've noticed these are mysterious days

I look at it and like a jigsaw puzzle and gaze
with wide open mouth and burning eyes
if only I could start to care
my dreams and my Wednesdays ain't going nowhere
baby baby baby you don't know

30.03.10

elimde harita sokak sokak geziyodum da bugün artık haritasız dolaşmaya başladım
sokağa çıktığımda birkaç kişiye selam bile verdim
otel odasına evde diyorum da - -
insan her şeye alışıyo - sanki hep buradaydım veya burada kalıcakmışım gibi

ama neden sonra bütün meydanı kaplayan bir şarkı - bir sokak şarkıcısı 
söylediği şarkı - 
http://fizy.com/s/124a2h
-kalakalırsın-

27.03.10

 
yeni tanışdığım sokaklarda, kimsenin beni tanımadığı insanlara misafir olma hali...

Amsterdam'da bir otel odasına yerleşme hali...

25.03.10


The Mad Hatter - There is a place. 
Like no place on Earth. A land full of wonder, mystery, and danger! 
Some say to survive it: You need to be as mad as a hatter.
Which luckily I am.

odamın duvarındaki poster bana "mutluluğu" hatırlatıyordu şimdi-
bir de - bu dünyayı çekilebilir kılan şeyin "hayaller" olduğunu hatırlatacak...
- deliliğe sarılıp hayaller kurmak- 
Alice in Wonderland

23.03.10

                                     ... sonsuza dek sürecek bir anı paylaştık - biz- 

22.03.10

beni yalnızlığımla başbaşayken bir görseniz!

sabah bulantıları başlar önce ... kokusu- gözleri- teni ...
özlemek dokunmuştur yine bünyeye
bulantılar gün içi yoğunluğunda kaybolur
akşama doğru bir yorgunluk çöker - bitkinlik - halsizlik
bu özlemin atağa geçtiği bir diğer evredir
gün içinde ufak tefek bir sürü şey aklına getirmiş, geçiştirmişsindir
bazen bir araba takılır gözüne - bazen öle sıradan siyah bi tshirt
bir an gelir uzaktan duyulan bir şarkı ile dalar gözlerin
bazen sadece bir kuş kanat çırpar - o kuş içinde sanırsın
akşamüstü yorgunluğu bundandır işte... 
gün bitti ! eve attın kendini ! 
bir baş dönmesi alır gider, eşyalar - düşünceler - sesler ortalıkta koşturur - 
aklını başına al alabilirsen
baş ucundan gece lambası - sarılarak uyuduğu oyuncak ayısı alınmış çocuk hüznü ile yastığa sarılıp - gözlerindeki ışıltıyı anımsarsın- ellerinin ısınacağı günü hayal ederek uykuya kaçarsın...
uyku tozları serpilirken uçsuz bucaksız hayal dünyasında
ben bir oyun sanarım bütün bunları, elimden uğurlu taşımı fırlatır seke seke bir sonraki kareciğe zıplarım...

21.03.10

... hangi kadına sorsan sana kırık bir aşk hikayesi anlatır...

19.03.10



kulağımdaki şarkılar... keyifli tınılar... sakinleştirici bir ses... tamamından en sevdiğim... 

If you can't sleep...

If you can’t sleep, I’ll be there in your dreams 
I’ll be there in your dreams 
If you can’t sleep at all 
And in your dreams, I’ll touch your cheek 
And lay my head on your shoulder 
Goodbye shadows 
Goodbye shadows 
If you’re far away, if you can’t see my face 
If the work is cold, but the sun shines the same 
Shut your eyes, there are bluer skies 
For you’re embraced in my heart

17.03.10

" Do I contradict myself? Very well, then I contradict myself, I am large. I contain multitudes. "
Walt Whitman 

15.03.10

 - şehre aşık olan kadın - 

bugün bu şehire geri geleli 1 ay oldu ve ben artık yerleşik hayata geçtim - kabullendim
aşık olduğum şehri çok özlüyorum - özlemek acı veriyor -
hadi dedim burada da deniz var koştum denize sarıldım 
benim denizim kokusu değil bu koku -
benim şehrimin imbatı saçlarınızı okşar - bir sevgili gibiusulca başınızı dayarsınız Ege'nin rüzgarına
yakamozu seylersiniz
benim şehrimin yakamozu anlatır -
dionysos'u, kybele'yi, adonis'i, ölümsüz aşkları...
şehirde güneş çıktı - gülümsedim - yüzümü döndüm
benim güneşim gibi ısıtmadı -
benim şehrimde de soğuk olur ama canını acıtmaz 
yağmuru bile çok uzun süre yağmaz - kıyamaz
çokça eser gürler sonra sakinleşir, çekiliverir -
buranın ne yağmuru durmak biliyor ne soğuğu canımı acıtmaktan vazgeçiyor
sokaklarda yürürken her an eski bir tanıdığı görebilecek olmanın heyecanı yok
yüzlerde ki yorgunluk tanıdık değil
konuşulan lisan anlaşılmaz
benim şehrimde cebinde üç kuruş para ile felekten bir gece çalarsın
burada herkesin gözü cebindeki üç kuruş parada
hani ben bunları yaşıyorum - zor
içimde bir isyan ki o daha da zor


yine dostlara sarıldım dertleşelim diye baktım hepimizin yüzünde aynı ifade
hasretlik - gurbetlik - 
Sezen Aksu'ya aşk şarkılarında kadeh kaldırmak yetmiyor artık 
memleket özlemini o söylesin biz dinleyelim
 
Gidiyorum yine bu şehirden
Ayaklarım geri geri
Tekerlekler almış başını
Dönüyor dönüyor...

Ah beni beni
Vah beni beni
Nerelere gideyim, nasıl edeyim
Al beni beni
Sar beni beni
Saramazsan eğer körfeze bırak
Gurup ile söneyim...

http://fizy.com/s/180san

şimdi tek çare
beni buraya getiren şeylere sarılmak - bağlanmak
kendini adamak... 
memleket hasretini, değerini yazarak - hikaye yapıp denize bırakarak -
kitap sayfalarına şehrimden yıldız tozu yağdırarak
anlatmak lazım...



 

14.03.10

"izninizle gerçek dünyaya dönmek zorundayım"
Woody Allen

12.03.10


- I want to reconcile the violence in your heart - I want to recognize your beauty is not just a mask - I want to exorcise the demons from your past - I want to satisfy the undisclosed desires in your heart -


http://www.dailymotion.com/video/xbepds_muse-undisclosed-desires-clip-offic_music

10.03.10

bugün deniz kıyısına indim - denizin öte tarafını hayal ettim...
günlerin yorgunluğu vardı üstümde, denize attım -
günlerin yoğunluğu dindi bugün...
ama -gel gör ki-
beden yorgunluğu ruhun yorgunluğunu unutturuyordu
şimdi ruhun karmaşasıyla kaldım başbaşa

ama yine "deniz" yine "l-Bahr" beni sakinleştirir...

05.03.10

bazen - "o"nu camdan dışarı fırlatmak o an için yapılacak en doğru şey gibi gelir.
ama o anda olan sadece camdan fırlattığına olmaz 
cam kırılır
o kırılır
üzerine düşen kırılır
ve hangi kırığı toplayacağını bilemezsin- geri dönmek istersen-
istemezsen zaten o kırıkların üstüne basıp geç...

bir vazo dolusu kayısı çiçeği -
vazo kırık... su bulanık...
çiçeklerle göz göze gelmemek için ben köşe bucak

04.03.10

kalbinin kırılması mı canını daha çok acıtır - umulmadık bir anda kırılması mı - en zayıf olduğunu hissettiğin bir anda kırılması veya çok sebepsiz olması mı???
yaşadığım tüm "şey"lerden sonra haklıdır kendine göre diyorum da
acıyan yerde kalan iz geçmiyor ki

hani sen beni şaşırtırdın ya - yine şaşırttın!!!


02.03.10

Henüz yeni bir şeye hazır değilim.
Anladım.
Aferin. Anlamış olman, işleri çok daha kolaylaştırır.
Kolaylaştırmaz - daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Ama sonuçta hiçbir şey değişmez.


Paul Auster - Görünmeyen

01.03.10

ellerim üşürken mantıklı düşünemiyorum ki...