ege'yi üstüme örtmeye gidiyorum
sonunda ya üzerime gelen büyük dalgalarda boğulucam
ya da küçük küçük dalgalar bana ninni söyleyecek bilmiyorum
ama sen de diyorsun ya ege'nin kızıyım...
Ege'nin kızıydı...
Saçları düze yakın dalgalıydı. Güven vermese de tek yönden geliyordu dalgalar.
Gözyaşları daha tuzlu, hırsı kıyıya vuran ama yükselmeyen sular gibiydi.
Teni arpa buğday değildi... Ege'nin kızıydı çünkü O.
Begonvillerdendi rengi...
Sabah güneş doğarken, akşam batarken başka tonlara bürünür, ama her daim güzel görünürdü.
Sevgisi Ege'nin bereketiydi sanki; değdiği anda yeşeriyordu her şey.
Zeytin gibiydi gözleri, ne yeşil ne siyah. Bakınca lezzetli, uzak kalınca acı acıydı...
...
...