...uzanmış birbirimize şirinlik yapıyoruz.
" Hiç kimse için tam öyle biri yoktur ki" dedi.
" Oturup imal etmek lazım onu. Sen yapabilir misin?"
Başını göğsümden kaldırıp gözlerini gözlerime dikti.
" Yapabilsem senden yaparım bi tane daha" dedim. " Bu burundan, bu dudaklardan, zor ama, şu gözlerden."
Utanıp başını indirdi yine göğsümde kayboldu...
... Kafasını kaldırmadan konuşuyo şimdi:
" Ben seni kaç tane seviyorum biliyo musun? Üç tane, beş tane filan değil, sekiz tane... Ama yatık sekiz."
Doğruldu.
"Biliyosun di mi yatık sekizi?"
Parmağıyla havaya sonsuzluk işareti çiziyor.
"Yatık sekiz... Yani sonsuzluk demek."
Demesin ama böyle...
- Deme ama böyle . Bu çok ciddi ve bağlayıcı bir laf şimdi. Böyle olmadığını biliyoruz.
- Niye ki? Şu an ben böyle hissediyorum.
- Ama şu an.
...
Oturup günümüzün dolmasını bekleyelim. Hem belki o "şu an"lardan birinde takılır kalırız. Olamaz mı?
... Hem şimdi böyle sarılıp uzanmışken...
Ne kadar güzeliz... Ne kadar güzeliz...
Yatık Sekiz - Atilla Atalay