Bugün 16.05.09 on günlük hayattan kaçışın ardından "stand by"da geçen bir çalışma haftası ve yaşamın kırıntılarını topladığım bir cumartesi... yalnızlığımı paylaşan kelimeleri yazıldıkları günlerin tarihleriyle sanal ortama aktaracak olmanın kurgusu...
yolculuk-
"özgürlük budur belkide: Sürekli bir yersizlik sürüp giden bir yol...
Her yol kişiye varıyor sonunda, kişinin kendisine...
-Roma'ya değil, kişiye çıkyor her yol."
o. aruoba
yolculuğun ilk dakikalarında okunan ve altı çizilen bir kaç cümle...
02.05.09
Mavi zamalarda kaybettim maddesel değerlerimi, mavi zamanlarda kazandım manevi hazzı... arındım... yalnızlığımla tanıştım çok sevdik birbirimizi huzur buldum yanında- "yıllarca neden kaçtın benden" diye sordu "korktum" dedim. Nedensizce ve sebepsizce korktum senden ama zaman bu zamanmış gün bugünmüş tanıştık işte. Kabuk değiştiriyordum ben, beni tanıyordum.
Yalnızlığa doğru çıkılan yolculukta ilk saatler...
Kulağımda tatlı bir ezgi, akıp giden yollara eşlik eden renk cümbüşü, yoğun olarak hissedilen huzur... Tenime dokunan havanın tanıdık mayhoşluğu ile derince bir nefes çektim ve içime dolan bir yere ait olma hissinin –buralara ait olma hissinin- huzurlu güvenini yaşadım tüm benliğimle.
Yolculuklar, o anda bir yerde olmamanın verdiği mutluluktan ibarettir...
Yolculuğa çıkanlar hep bir paylaşım içindedir öncelikle yolu paylaşırlar sonra yoldaşlığı... Mola verilen yerlerdeki tatlı yorgunluk atışı paylaşırlar, yüze çarpılan soğuk yol kenarı suyunun hissini paylaşırlar...